SABRO

İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı Kuruldu

İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı’nın kuruluşu deklare edildi. Hafıza Merkezi’nden Murat Çelikkan, “Tek tek insan hakları savunucu ve kurumları hedef alarak mücadeleyi sekteye uğratmak isteyen bir yaklaşıma karşı mücadeleyi ortaklaştırıyoruz” dedi.

Türkiye’de insan haklarını savunan kurum ve kişilere dönük doğrudan ve dolaylı baskılara karşı insan hakları örgütleri bir araya geldi.

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, Civil Rights Defenders, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Hakikat Adalet Hafıza Merkezi, Hak İnisiyatifi Derneği, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Kaos GL, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği, Sivil Alan Araştırmaları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Yaşam Bellek Özgürlük Derneği, Yurttaşlık Derneği çağrısıyla İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı (İDA) kuruldu.

Uluslararası yasalarla korunan ve teminat altına alınan “İnsan haklarını savunmak evrensel olarak tanınan bir haktır” ilkesi kapsamında, insan hakları savunuculuğunu ilke olarak benimsemiş kurumlarla birlikte, İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı ortak toplantıyla kuruluşunu açıkladı.

İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı, Türkiye’de baskı altına alınan, daraltılmaya çalışılan sivil alanı, ortak mücadeleyle korumayı amaçlıyor. Özellikle hak savunucularına dönük baskı mekanizmalarına karşı bir araya gelen sivil toplum örgütlerine 13 çağrıcı kurumun yanı sıra destekçi kurumlar da ekleniyor.

İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı bugün İnsan Hakları Derneği’nde yapılan ortak toplantıyla duyuruldu. Ağ’ın deklarasyon metninde insan hakları savunucularına yönelik baskılara ve tacizlere derhal son verilmesi talebi vurgulandı.

Dayanışma Ağı’nın kuruluş deklerasyonu İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’ndeydi.

“Her türlü protesto hakkı kısıtlama altında”

Toplantıda ilk olarak Hafıza Merkezi Direktörü Murat Çelikkan konuştu.

İnsan Hakları Haftası’nın son günü olduğunu hatırlatan Çelikkan, 2019 Türkiye’sinde İnsan Hakları Haftası’nda insan haklarının manzarasının hiç iyi olmadığını söyledi.

Çelikkan şunları söyledi:

“Her türlü barışçıl protesto, ifade eleştiri çok büyük kısıt altında. Yaşadığımız ortamın kısıtlarının hepsini saymayacağım.

“Burada bulunmamızın nedeni Türkiye’nin imzaladığı uluslararası anlaşmalarından ve anayasasından doğan haklardan dolayı insan hakları savunucularının mücadelesinin engellenmek istenmesinden dolayı buradayız.

“Bugün, insan hakları mücadelesinde, yeni bir durumla karşı karşıyayız. Bu da insan hakları savunucularının doğrudan hedef alınması. Önce medya mensupları uluslararası kuruluşlar Türkiye’nin gazeteciler için cezaevi olduğunu belirtiyor. Sonra barış akademisyenleri, insan hakları savunucuları hedef alınmış durumda.”

“Tek tek insan hakları savunucularının ya da kurumların hedef haline getirildiğini görüyoruz” diyen Çelikkan, şunları belirtti:

“İnsan hakları savunucuları düşmanca bir muamele görüyor; keyfi soruşturma ve göz altılara maruz kalıyor, mali denetimlerle baskı altına alınmaya çalışıyor.

“Terörle Mücadele Kanunu’nun çok geniş kullanılmasıyla baskı altına alınıyor ve faaliyetleri engellenmek isteniyor. Sadece 2017’de terörle suçlanarak soruşturulanların sayısının 500 bin olduğunu söylersem bunun hakkında fikir elde edebiliriz.”

Son dönemde ise insan hakları savunucularının toplu davalarla susturulmak istendiğini söyleyen Çelikkan, bu davalara, Büyükada Davası ve Gezi Davası’nı örnek olarak gösterdi. Çelikkan baskı ve tehdit altındaki insan hakları savunucularını şöyle özetledi:

“Hepimiz bu davalarla da büyük tehdit altındayız. Böylece Türkiye’deki insan hakları mücadelesi suçlanmaya hem de toplum ürkütülerek marjinalize edilmek isteniyor.

“Barışı savunan Tabipler Birliği Merkez Konseyi’nin ceza aldığını, Çağdaş Hukukçular Derneği’ne üye avukatlara cezalar verildiğini hatırlatayım. TİHV Başkanı Şebnem Korur Fincancı hakkında ciddi suçlamalar yapıldı. Şu anda da hakkındaki iki büyük davanın da düşmüş olduğunu söyleyebilirim; ama bu güvence sağlamıyor. Ayrıca İnsan hakları derneğinin merkez ve şube yöneticilerine ciddi operasyonlar sürüyor. Yüzlerce insan hakları savunucusu bugün ya cezaevinde ya da soruşturma yargılamaları sürüyor.

“Türkiye’de insan hakları denilince ilk akla gelecek isimlerden olan Eren Keskin’e insan hakları savunuculuğu nedeniyle kesilen cezalar nedeniyle toplam 500 bin TL ceza ödemesi gerektiğini hatırlatarak bitirmek istiyorum.”

“Mücadeleyi ortaklaştırıyoruz”

Çelikkan son olarak şunları söyledi:

“Tek tek insan hakları savunucu ve kurumları hedef alarak mücadeleyi sekteye uğratmak isteyen bir yaklaşım var. Bu saldırılara karşı ortak mücadele etmek üzere bir araya gelen hak örgütleriyiz. Bugüne kadar yaptığımız gibi mücadelemizi ortaklaştırmayı hedefliyoruz.”

(Fotoğraf:Bianet)

TOP