

Suriye'de 22 Nisan 2013 tarihinde kaçırılan din görevlileri Antakya Rum Ortodoks (Melkit) Kilisesi İskenderun-Halep Metropoliti Pavlus Yazıcı ile Süryani Ortodoks Kilisesi Halep Metropoliti Yuhanun Abrohum’dan sekiz yıldan beridir bir haber alınamıyor.
Süryani Ortodoks Kilisesi Halep Metropoliti Yuhanun Abrohum, 22 Nisan 2013 tarihinde Türkiye’den Suriye’ye dönen Antakya Rum Ortodoks (Melkit) Kilisesi İskenderun-Halep Metropoliti Pavlus Yazıcı’yı Suriye tarafındaki Bab-El-Hawa sınır kapısında karşıladı. Araçlarında, şoför Fathallah Khabud ve Fuad Eliya adlı iki kişi daha vardı.
Silahlı kişiler tarafından kaçırıldılar
Metropolitler Halep’e doğru giderken, sınırdan 20 km kadar uzakta Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)’nun denetimindeki kontrol noktasından sorunsuzca geçtikleri fakat kısa bir süre sonra silahlı kişilerin bulunduğu araçlar tarafından yolları kesildiği son bilgiler arasında yer alıyor. Araçlarda bulunan silahlı sekiz kişinin, şoför ve Fuad Eliya’yı araçtan indirdikten sonra, iki silahlı kişinin araca binerek kontrolü sağladını ve Metropolitleri kaçırdığı biliniyor.
Din görevlilerinin akıbetiyle ilgili sekiz yıldır çok sayıda girişimlerde bulunuldu. Hıristiyan cemaatlerinin yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri de Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla konuyla yakından ilgilendi.
Türkiye hükümeti ise bölgedeki hakimiyetine rağmen konuya dair olayın arından yaptığı birkaç açıklama dışında hiçbir girişimde bulunmadı.
Hükümet sessiz
Metropolitlerin kaçırılmasının ardından Türkiye hükümeti konuyla ilgili olaya dair istihbarat sahibi olduğu izlenimi yaratan açıklamalarda bulundu. Dönemin Dışişleri Bakanı olan Ahmet Davutoğlu olmak üzere pek çok yetkili, kaçırılan metropolitlere ilişkin defalarca “Sağ olduklarını biliyoruz, kurtarılmaları an meselesi” mealinde umut vadeden açıklamalarda bulundu. Tam sekiz yıl geçmesine rağmen Metropolitlere ilişkin hiçbir gelişme olmadı. Hükümet ise konuya ilişkin bir daha açıklama yapmayarak soruları yanıtsız bıraktı.
Konu defalarca TBMM gündemine geldi. Yıllarca hükümete konuya dair bilgi sahibi olunup olunmadığı soruldu. Metropolitlerin kaçırılmasının hemen ardından 2013 yılında CHP Hatay Mehmet Ali Ediboğlu, konuyu Meclis gündemine taşımıştı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'na ellerinde bilgi olup olmadığını sorulmuş ancak Dışişleri Bakanı Davutoğlu ellerinde herhangi bir bilgi olmadığını açıklamıştı.
Cevapsız sorular
CHP ve HDP'li vekiller tarafından aradan geçen yıllar boyunca hükümetin elinde konuya ilişkin herhangi bir bilgi olup olmadığı sorusu soruldu. Fakat tüm bu sorulara dair bir cevap verilmedi. Son olarak geçtiğimiz yıl HDP Mardin Milletvekili Tuma Çelik'in, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'a sorduğu sorular yanıtsız kalmıştı.
Cihatçılara Metropolitler sorulmadı
Metropolitlerin kaçırılmasıyla ilgili olarak en önemli iddialardan biri de cihatçı örgütlerden birinin lideri Ebu el-Banat ile ilgiliydi. Avukat Erkan Metin, Ebu el-Banat'ın yakalanması ve yargılanmasıyla ilgili iddiaları sık sık dile getirmişti.
İddialara göre, Metropolitlerin kaçırılmasından kısa bir süre sonra Konya'da, Suriye'den gelen bir gruba kimlik kontrolü yapıldı. Yanlarında kimlik olmayan gruptan şüphelenen polis, araçta bulunanları gözaltına almıştı ve gözaltına alınanlardan biri Ebu Banat lakaplı Magomed Abdurahmanov'du.
Birçok yerde Ebu Banat'ın internette dolaşan Suriye’de kesici aletle gerçekleştirdiği katliam videolarında görünen kişilerden biri olabileceği iddia edildi. Öte yandan Ebu Banat'ın İstanbul'da verdiği adrese yapılan baskında ise çok sayıda silah ve mühimmat yakalanmıştı.
Dosyaya göre Abdurakhmanov, Bağcılar’da yanında kaldığı kişinin adresine yapılan aramada iki adet saldırı tipi el bombası, sekiz şarjör, 186 ağır silah fişeği, palaska ve kesici aletle katlettiği görüntülerinde giydiği değerlendirilen üç adet siyah cübbe elle geçirildi.
Tüm suçlamaları kabul etti
Ebu Banat, polis ifadesinde tüm suçlamaları kabul etmişti, El Kaide'ye bağlı bir örgütün lideri olduğunu ve Suriye'de Hıristiyan din görevlilerini kesici aletle katlettiğini ifadesinde anlatmıştı. İlk defa kesici aletle katliam gerçekleştirdiğini, bu tür eylemlerin çatışma bölgesinde neredeyse her Cuma günü yapıldığını anlatan Ebu Banat, kendisinin örgütte 'Emir' olduğunu söylemişti.
İlk mahkemede katliamı gerçekleştirmediğini iddia etti
Bağcılar’da yakalandığında ise üzerinde bulunan çok sayıda telsizi, Türkiye istihbaratından olduğunu düşündüğü, Ebu Cafer isimli biri tarafından verildiğini polis sorgusunda anlatmıştı. Ebu Banat, 2013 yılının Temmuz ayında ise tutuklanmıştı. Ancak 10 ay sonra çıktığı mahkemede ilk ifadesini yalanlayarak videolarındaki görüntülere rağmen kesici aletle katliam gerçekleştiren kişinin kendisi olmadığını iddia etmişti.
Ebu Banat, duruşmada “Biz Suriye’de savaştık. Türkiye bize şimdiye kadar yardım etti ama şimdi neden tutukluyum anlamıyorum. Kimse sesimi duymuyor” diye konuşmuş, videonun gerçek olduğu da bu süreçte ortaya çıkmıştı. Öte yandan yargılama sürecinde Ebu Banat'a kaçırılan Metropolitler hiçbir zaman sorulmadı.

Bunların yanında dava dosyasında Dışişleri Bakanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne gönderilen 2 Temmuz 2013 tarihli gizli bir yazı da mevcut.
Yazıda, “Metropolitlerin Magomed Abdurakhmanov’un grubu olan Katibetül Muhacirun tarafından kaçırıldığı, önce Halep Ancura köyüne, ardından da İdlib Sermade Deridize köyüne götürüldüklerinin bilgisinin alındığı ve metropolitlerin Esad’a teslim edilip takas edilmesinin planlandığı” yer alıyordu.
Ayrıca 26 Nisan 2013’te Dışişleri Bakanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı’nın emniyette konuyla ilgili aynı bilgiyi verdiği de ortaya çıkmıştı. Bilgi, Metropolitlerin kaçırılmasından sadece dört gün sonra yazılmış, dava dosyasında yer alan bir başka bilgi notu da Metropolitler ile ilgili daha detaylı bilgi içeriyordu.
İstihbarat vardı: Yazıcı endişeliydi
Bilgi notunda, Metropolit Pavlus Yazıcı’nın muhalifleri desteklediği için zarar göreceğinden endişe ettiği, Türkiye’ye yerleşmeyi planladığı ve Ocak 2013’ten itibaren Türkiye’ye giriş çıkış yaptığı bilgisine yer veriliyordu. Aynı notta, 22 Nisan 2013’te Metropolit Yazıcı’nın Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan çıkış yaptıktan sonra Halep Süryani Ortodoks Metropoliti Yuhanun Abrohum ile birlikte El Kaide’ye bağlı Katibetül Muhacirun grubu tarafından kaçırıldığı da belirtiliyordu.
Adalet Bakanlığı: İnsanlık suçu değil
Savcılık, basında çıkan kesici aletle katliam gerçekleştirilen görüntüleri nedeniyle insanlık suçu kapsamında soruşturma açmak için Adalet Bakanlığı’ndan izin istemiş, Bakanlık ise 26 Ağustos 2013’te verdiği yazılı cevabında, kesici aletle katliam gerçekleştirilen olayın Suriye’nin iç sorunu olduğu ve Türkiye’nin herhangi bir şekilde olaydan zarar görmediği gerekçeleriyle soruşturma izni vermemişti.
Ebu Banat ve örgütü, 13 Kasım 2015'te ABD tarafından kara listeye alındı. Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nın Türkiye’de hapis yatan Dağıstanlı bir cihatçıyı 13 Kasım 2015’te üç kişiyi kesici aletle katletmekten dolayı kara listeye aldığını ve bu isime Türkiye'de sadece yedi buçuk yıl hapsi cezası verildiğini dünyaya açıklamıştı.
ABD bilgi arıyor
ABD Dışişleri Bakanlığı da iki yıl önce Temmuz ayında yayınladığı bir açıklamayla, kaçırılan Metropolitler hakkında bilgi verene beş milyon dolar ödül vereceklerini bildirmişti.
Devamı +
30 Nisan 2026 By Sabro in Haberler
Devamı +
29 Nisan 2026 By Sabro in Haberler
Devamı +
28 Nisan 2026 By Sabro in Haberler
Devamı +
By Sabro in Haberler
Devamı +
27 Nisan 2026 By Sabro in Haberler