

İktidarı eleştirmek nerdeyse suç hâline geldi. Birçok insanın yaşam tarzına müdahalede bulunuldu. Gerçekler vve doğruları yazan gazeteciler tutuklandı. Belediye başkanları ya partisinden istifa ettirildi ya da yerine kayyım atandı. Birçok belediye başkanı ise cezaevine gönderildi. Bütün bu olumsuzluklara rağmen savaşların son bulduğu, küçücük çocukların ölmediği, insanların kendini özgürce ifade ettiği, hak, hukuk ve adaletin hakim olduğu bir dünyada yaşamak bütün insanların hakkı olmalı.
28 Şubat 2026’da Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail’in, İran’ın çeşitli şehirlerine yönelik geniş çaplı hava saldırılarıyla ve İran’ın bölgedeki ABD üsleri ile İsrail topraklarını balistik füzelerle hedef almasıyla başlayan savaş hızla bölgesel bir askeri çatışmaya dönüştü. Bu satırlar yazıldığında, savaş bir ayı geçmiş, 36. gününde de devam ediyordu.
Savaş bir nevi restleşmenin, hırsın ve güç gösterisinin en son aşamasını dünya halklarına gösteriyor. Kim kazanırsa dünyanın gözünde kendisini kahraman ilan edecek. Bütün bunlar bu dünyayı ateşe atan, binlerce insanın ölümüne sebep olan, milyonlarca insanın psikolojisini bozan üç devletin hırsları yüzünden oluyor.
Bu üç ülke de doğrusu hiç de masum değil. Biri sürekli genişlemeye çalışan İsrail, diğeri onu (İsrail’i) yalnız bırakmayan ve petrole çökmeye çalışan ABD yani Trump.
Diğer ülke ise yıllarca masum inanları, şairleri, gazetecileri, Kürtleri… acımadan ve hatta çocukların gözü önünde katleden, insanları idam etmeyi hala yaşam ve hukukun bir parçası olarak gören İran.
Savaşın ne zaman biteceği, kimin kazanacağı belli değil. Bilinen bir gerçek varsa o da milyonlarca masum insanın bu savaştan olumsuz etkilenmesi. İkinci bir tespit ise yıllarca Ortadoğu’da devam eden savaşların durmaksızın daha da şiddetleneceği. Bu aslında sadece birkaç ülkenin etkilendiği savaş değildir. Bu savaş, bütün dünyanın tetikte olduğu, taşların yeniden döşendiği ve sınırların yeniden çizildiği üçüncü dünya savaşı…
Daha önce de yazdığım gibi ekonomist değilim ama Türkiye’de yaşayan her vatandaş aynı zamanda bir ekonomist kadar bilgi ve birikime sahiptir. Son yıllarda ülkede yaşayan yüksek enflasyon vatandaşları derinden etkilemektedir. Pahalılık bakkalda, manavda, pazarda, kirada bütün halkı olumsuz anlamda etkilemektedir.
Önceki yıllarda sözü edilen orta direk vatandaş artık yok olmuş durumda. Alt tabaka ve üst tabaka olmak üzere halk iki guruba var artık. Ekonomik anlamda ortaya çıkan bu sınıf farkı insanları sosyal, psikolojik ve ekonomik olarak büyük çöküntüye düşürmektedir.
Memur maaşları her gün erimekte, emekli insanlar maşlarıyla geçinememekte bu yüzden şehirden köylere göçler başlasa da ekonomik sıkıntılar kırsalda da devam ediyor.
Tek maaşla ayakta durmaya çalışan insanlar açlık sınırının altında bir yaşam mücadelesi vermektedir. Boşanma davaları hızla artarken yapılan araştırmalar bu boşanmaların büyük oranda ekonomik sebeplerden kaynaklandığını ortaya koymaktadır.
Bunun yanında, her düzey ve alanda işsizlik oranları hızla artıyor. Üniversite mezunları birkaç bölüm dışında iş bulamamaktadırlar.
Ülkede 2026 yılına kadar hiç yaşanmayan muhafazakarlaşma harekeleri tamamen gün yüzüne çıktı. Tarikatlar yaşamın hemen hemen her alanında tamamen güçlenmiş durumda. Okullarda dinselleşme oranları son hızla devam etmekte.
Okullarda Ramazan ayında adeta birer cami, medrese gibi eğitim programları uygulandı. Sınıflar, okullar tamamen dinsel motiflerle süslendi. Yılbaşı kutlanır gibi evler süslendi.
Kısacası okullar eğitim ve bilimsel merkezlerden uzaklaşıp birer cami haline dönüştüler. Küçücük çocuklar toplu halde camilere götürüldü. Dini yarışmalar yapıldı.
İktidarı eleştirmek nerdeyse suç hâline geldi. Birçok insanın yaşam tarzına müdahalede bulunuldu. Gerçekleri ve doğruları yazan gazeteciler tutuklandı. Belediye başkanları ya partisinden istifa ettirildi ya da yerine kayyım atandı. Birçok belediye başkanı ise cezaevine gönderildi.
Bütün bu olumsuzluklara rağmen savaşların son bulduğu, küçücük çocukların ölmediği, insanların kendini özgürce ifade ettiği, hak, hukuk ve adaletin hakim olduğu bir dünyada yaşamak bütün insanların hakkı olmalı.
Devamı +
30 Nisan 2026 By Sabro in Haberler
Devamı +
29 Nisan 2026 By Sabro in Haberler
Devamı +
28 Nisan 2026 By Sabro in Haberler
Devamı +
By Sabro in Haberler
Devamı +
27 Nisan 2026 By Sabro in Haberler
Devamı +
By Sabro in Haberler, Makaleler, Yazarlar
Devamı +
25 Nisan 2026 By Sabro in Haberler, Makaleler, Yazarlar
Devamı +
24 Nisan 2026 By Sabro in Haberler
Devamı +
By Sabro in Haberler
Devamı +
By Sabro in Haberler