

Düşünebiliyor musunuz, yüzlerce hatta binlerce yıldır aynı köyde, aynı mahallede, aynı şehirde ve hatta bazen aynı binada yaşayan insanlar, bir günden ertesi güne komşularına cellat, cani oldular. Bazen aynı sofraya oturanlar bir anda güçsüz gördüğü komşusunu gözünü kırpmadan öldürdü. Eşine, kızına tecavüz etti. Topraklarına el koydu, mallarını gasp etti. Evet 1915 Soykırımı’nda bütün bunlar yaşandı. Dolayısıyla meseleyi, “sıradan bir katletme meselesi” olarak ele almamak gerekir. Çok daha fazlasıdır.
1915’te yaşanan soykırımı tartışırken, bugüne kadar ağırlıklı olarak hep 1915’te Ermeni, Süryani ve Pontus-Rumlara soykırım yapılıp yapılmadığı üzerinde duruldu. 1915 soykırımının yarattığı tahribatı ve ortaya çıkardığı sonuçlar üzerine ise konuşan, tartışan çok az insan var.
Oysa bana göre 1915 Soykırımı’nı tartışırken ya da 1915 üzerine konuşurken, toplum üzerinde yarattığı sonuçları ve ortaya çıkardığı sosyal, siyasal ekonomik ve psikolojik durumun da ele alınması gerekiyor. Çünkü 1915 sonrasında, bu alanlarda ortaya çıkan durum bugüne kadar yaşamımızın her alanını ve anını etkilemeye devam ediyor.
1915’te soykırım yapıldığını söyleyen bizler, 1,5 milyondan daha fazla insanın katledildiğini, yüz binlerce insanın yerinden-yurdundan göçertildiğini, on binlerce insanın kimliklerini değiştirmek zorunda kaldığını söylüyoruz. Soykırım olmadığını iddia edenler ise bazılarının savaş ortamı, bazılarının mukatele ve bazılarının güvenlik tedbirleri adı altında bir şeylerin yapıldığını söyler.
Kısacası her iki taraf da söz konusu dönemde milyonlarca insanın yerinden yurdundan göçertildiğini, yüz binlerce insanın katledildiğini ve bütün bunların geride bıraktıkları mallarına bir şekilde el konulduğunu, evlerine, mülklerine ve hatta çocuklarına çöküldüğünü kabul ediyor. Dolayısıyla ister kabul edin ister etmeyin, 1915 Soykırımı sonrasında bugün Türkiye olarak adlandırdığımız coğrafyada, çok ciddi bir siyasal, sosyal, ekonomik ve psikolojik şekillenme ortaya çıktı.
Mesela 1915 Soykırımı’nın yaşandığı ve yaklaşık iki yıllık bir sürece yayılan bu dönem içerisinde, yüz binlerce insan ister talimatla ister şevkle ister korkuyla bahsettiğimiz katliam, talan, çökme ve daha birçok olumsuzluğu kapsayan bu vahşetin içerisinde yer aldı. Düşünebiliyor musunuz, yüzlerce hatta binlerce yıldır aynı köyde, aynı mahallede, aynı şehirde ve hatta bazen aynı binada yaşayan insanlar, bir günden ertesi güne komşularına cellat, cani oldular. Bazen aynı sofraya oturanlar bir anda güçsüz gördüğü komşusunu gözünü kırpmadan öldürdü. Eşine, kızına tecavüz etti. Topraklarına el koydu, mallarını gasp etti.
Askerler bu süre içerisinde akıllarına gelebilecek her türlü vahşeti uyguladı. Kimisi hamile kadının karnındaki cenini kılıcıyla çıkardı. Kimisi tüfeğindeki kurşunun bir anda kaç kişiyi öldürebileceğini ölçmek için insanları arka arkaya sıralayıp kuşuna dizdi. Kimisi belki de hiç tanımadığı bir insanın kellesini kopardı. Kimisi de karşındaki insanın bileğindeki bileziği, ya da parmağındaki yüzüğü almak için parmağını, bileğini kopardı.
Evet 1915 Soykırımı’nda bütün bunlar yaşandı. Dolayısıyla meseleyi, “sıradan bir katletme meselesi” olarak ele almamak gerekir. Çok daha fazlasıdır.
Düşünebiliyor musunuz, tanıdığı veya tanımadığı bir insanın evine zorla girip o evdeki değerli eşyaları çalan birisinin aramızda dolaştığını. Ya da yaşadığımız çevrede bir veya birkaç tecavüzcünün aramızda dolaşıyor olması bizleri ne kadar tedirgin eder. Oysa 1915’te yaşananları yaşatanların birçoğu, daha sonraki süreçte yaşadılar. Hem de etraflarındaki insanlara korku salarak yaşadılar.
Bütün bunlar yetmedi, vahşetin yaşandığı dönemin egemenleri, muktedirleri, yöneticileri ve uygulayıcıları, doğan çocuklarını bu hikayelerle büyüttü. Bu hikâyeler belki bazen bir nenenin ağzından çıktı, belki de bazen bir öğretmenin anlattığı ders, bir siyasetçinin hararetli bir nutku veya bir Şeyhin verdiği vaaz içinde anlatıldı. Üstelik hepsi Hıristiyanları katletmenin sevap olduğunu, hatta bazıları daha da ileri giderek, “yedi Hıristiyan’ı öldürenin cennete gideceğini” söyledi.
Şimdi meselenin özüne gelelim: Sizce bütün bunları yaşayan bir toplum ne kadar sağlıklı olur ya da sağlıklı olabilme şansı var mı? Bence o toplumun böyle bir şansı yok.
Belki farkında değiliz ama bence Türkiye toplumunun bu kadar sağlıksız bir gelişme göstermesi hastalıklı bir toplum olmasının sebebi bu. İnsanların birbirine güvenememesi, uzun vadeli düşünmesi, karar vermesi yerine günü birlik yaşaması, bu kadar vurgun, hile, aldatma olması bundandır.
Sonuç olarak 1915 Soykırımı sade bir katletme, askeri-siyasi bir tedbir veya benzeri bir mesele değil. Evet bütün bunlar yapıldı. Ama daha fazlası da var. Soykırım kararı veren egemenlerin hedefledikleri de aslında o “fazlası”dır. Bugün Türkiye coğrafyasının büyük bir bölümüne sirayet eden korku, ayak oyunu, çökme, hırsızlık, katletme ve daha birçok toplumsal hastalığın kaynağını da bana göre bu meselede aramak gerekir.
Devamı +
3 Temmuz 2026 By Sabro in Dünya, Haberler
Devamı +
By Sabro in Haberler, Turabdin
Devamı +
By Sabro in Dünya, Haberler
Devamı +
2 Temmuz 2026 By Sabro in Dünya, Haberler
Devamı +
By Sabro in Dünya, Haberler
Devamı +
By Sabro in Dünya, Haberler
Devamı +
By Sabro in Dünya, Haberler
Devamı +
By Sabro in Haberler, Türkiye
Devamı +
By Sabro in Haberler, Türkiye
Devamı +
By Sabro in Dünya, Haberler