SABRO

106 yıldır dinmeyen acı: "Ne ilk ne de son Sayfo oldu"

Sayfo Süryani Soykırımı'nın 106'ncı yılında, Avrupa Süryaniler Birliği (ESU) Genel Başkanı Tonny Vergili, Suroyo TV Genel Yayın Yönetmeni Yakup Mirza ve Süryani Kadın Derneği Türkiye Temsilcisi Tidora Hobel gazetemize talep ve çağrılarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bethnahrin'in (Mezopotamya) en eski ve yerleşik halklarından olan ve Hıristiyanlığı kabul eden ilk halk olan Süryaniler, 1915 yılında Sayfo yani 'kılıç artığı' diye adlandırılan Soykırıma maruz bırakıldı.

Süryaniler bu yıkımla nüfuslarının üçte ikisini kaybetti, 700 bin Süryani’den geriye yalnızca 200 bin kişi kaldı. Sayfo Süryani Soykırımı'nda yaklaşık 500 bin Süryani yok oldu, 300 bini katledildi, geriye kalan yaklaşık 200 bin kişiden de bir kısmı din değiştirip kimliğini kaybetti, bir kısmı da yaşadığı coğrafyadan göç etmek zorunda kaldı.

1915 Sayfo Süryani Soykırımı'nın yaşandığı bölgede Süryani nüfusu 200 bine düştü. Türkiye’de yaşayan Süryanilerin nüfusunun ise yaklaşık 35 bin civarında olduğu biliniyor. Soykırımın ardından zorunlu göçler, 'Türkleştirme ve Müslümanlaştırma' politikalarıyla birçok Süryani kimliğini kaybetti, gözaltında veya 'faili meçhul' cinayetlerle zorla kaybettirildi.

Avrupa Süryaniler Birliği (ESU) Genel Başkanı Tonny Vergili, Suroyo TV Genel Yayın Yönetmeni Yakup Mirza ve Süryani Kadın Derneği Türkiye Temsilcisi Tidora Hobel, Sayfo Süryani Soykırımı'nın 106'ncı yılında talep ve çağrılarına ilişkin gazetemize konuştu.

Yakup Mirza: "Ne ilk ne de son Sayfo oldu"

106 yıl önce Süryani halkının yok etme kararının alındığını ifade eden Yakup Mirza, "Osmanlı Devleti ve Kürt aşiretleri soykırımı hayata geçirdi fakat başaramadılar çünkü bu Süryani ve Asuri halkı için ne ilk ne de son Sayfo oldu" dedi.

1980'li yıllarda 13-14 yaşlarındayken Sayfo politikasıyla Süryanilerin bir kez daha yok edilmeye çalıştığını dile getiren Mirza, "Bizi zorunlu göçe maruz bıraktılar ve 'faili meçhul' dedikleri şekilde katlettiler. Bu terim de ancak Türkiye'de yaşatılır" diye konuştu.

"Sayfo kimliğimizdir"

"Sayfo bizim için her şeydir, kimliğimizdir. Eğer biz halk olarak Sayfo'yu olduğu gibi açığa çıkarırsak yaşadığımız halklara kavratır ve onlar da bunu kabul ettikten sonra daha barışçıl bir yaşam sürebiliriz" diyen Mirza, şöyle devam etti:

"Bizi bitirdiler. Biz hariç kendileri için dahi sürdürülebilir bir yaşam istiyorlarsa, yaptıkları soykırımları kabul etmeliler, yüzleşmeliler. Kendi içlerinde dahi kirli ve rezil sorunlarla uğraşıyorlar, örneğin Sedat Peker gibi, kendi tarihiyle yüzleşmeden kimse yaşanabilir bir yaşam sürdüremez. Abdullah Gül'e Türkiye'yi katil ve soykırımcı olduğu için şikayet edeceğimizi söylemiştim. Eğer bizi kimliğimizle ayrıştırırlarsa bir yaşam süremeyiz, bunun için de Sayfo'nun önemi hem Süryaniler hem de Türkiye için çok çok önemli."

"Sayfo için arşive gerek yok, deliller biziz"

"Türkiye, sorunlarına Sayfo'yu katmazsa bataklıktan çıkamazlar" diyen Mirza, bu çağrılarda buşundukları için ağır eleştirildiklerinin altını çizdi. Süryani halkının gerçekleri söylemekten vazgeçmeyeceğini vurgulayan Mirza, "Bizim Türkiye'ye karşı ılımlı olabilmemiz için ilk önce Türkiye halkımızı nasıl katletti bunu söylemesi ve kabul etmesi gerekiyor. Ninem her gün anlatıyordu, Sayfo için arşive de gerek yok, deliller biziz. Aynverdo, Xazah'ta ve köylerimizde neler yaşandığını biliyoruz" sözlerini kullandı.

Türkiye'deki demokratlara seslenen Mirza, "Eğer kendinize demokrat diyorsanız tarihinizi araştırın, 1900'lerin başında neler yaşanmış, bunu görmezden geliyorlarsa kendilerine demokrat demesinler. Türklük kavramı o kadar dayatılmış ki sosyalistler dahi sadece Türklerden konuşuyor, diğer halkları görmüyor" dedi.

"Soyumuz neden tükenmek üzere olduğu sorgulanmadan barışçıl bir yaşam sürdüremeyiz"

Mirza, Süryaniler'in Bethnahrin'den gelen ilk halk ve soyunun tükenmek üzere olduğunu aktarırken, "Soyumuz neden tükenmek üzere, bunlar sorgulanmıyorsa birlikte ve barışçıl bir yaşam sürdüremeyiz" ifadelerini kullandı. Sayfo'ya ilişkin, "Tüm Türkleri bu işe katmıyorum, Kürt aşiretleri bizi öldürdü ama bunu tüm Kürtlere de mal edemem" diyen Mirza, halkların birlikte sürdüreceği özgür yaşam için Soykırımla yüzleşme çağrısının önemini bir kez daha yineledi.

Tidora Hobel: "Soykırımlar bitsin"

"106 yıl geçti, halkımızın yaşadığı Soykırımı her daim gelecek nesillere anlatmak lazım" diyen Tidora Hobel de, "Ecdatlarımızı unutmayalım çünkü onlar bize hayat verdiler" diye ekliyor. Kamoyuna Sayfo’nun tanınması için çağrıda bulunan Hobel, iktidarın da Sayfo ile yüzleşmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Hobel son olarak, "Bir kadın ve anne olarak çağırım, artık bu soykırımlar bitsin, din, dil, ırk ayrımı yapmadan topraklarımızda beraber güzel bir yaşam sürelim" talebinde bulundu.

Tonny Vergili: "Halkımızın başına gelen şey çok acı"

ESU Genel Başkanı Tonny Vergili ise Süryani halkına yaşatılan Sayfo Soykırımı'nın çok acı olduğunu söylerek, "2004 yılında kuruluşmuzdan bugüne dek Sayfo için hep şunu söyledik, Sayfo bizim kimliğimizdir, Türkiye bu suçu kabul etmeyene kadar Süryani halkı rahat etmeyecek çünkü Süryani halkının başına gelen soykırım çok ağırdır. Türkiye'de 900 bine yakın insanımız vardı. 500 bine yakın insan yok edildi, 200 bin insan da çeşitli yollarla göçe maruz bırakıldı. Halkımızın başına gelen şey çok acı" cümlelerini kullandı.

Ninesinin 15 yaşına kadar kendisine sık sık Soykırım hikayelerini anlattığını aktaran Vergili, ninesinden dinlediği bir Soykırım hikayesini şöyle paylaştı: "Ninem Sayfo Soykırımı yaşandığı zaman 6 yaşındaymış, çok az şey hatırlıyordu ama tüm ailesi yaşadıklarını anlatmıştı, ömrü boyunca Sayfo'yu anlatıyor ve ağlıyordu. Bana anlattığı hikayelerden biri de bizim köyümüzle bir Müslüman köyü arasındaki Karalar köyünde yaşanan olaydı.

"Süryaniler Sayfo'da genç-yaşlı, çoluk-çocuk ve hayvanlarıyla beraber katliamdan kaçmak istiyorlarmış. Ninem Karalar köyünden kaçmak isteyen tüm Süryanilerin yakalanarak hepsinin katledildiğini anlatıyordu. Bir tek annesinin kucağında hayatta kalan iki üç aylık bir bebek varmış, kalanları katletmeye gelen ikinci grup Müslümanlar ise tüm Süryanilerin katledildiğini ve bir tek o bebeği ölmüş annesinden süt emmeye çalışırken görmüşler ve bebeği de hançerle katletmişler. Ninem o hikayeyi her anlattığında titreye titreye ağlıyordu."

"Süryaniler için her yıl Sayfo'dur, her yıl kılıçtır"

Ninesinin anlattığı hikayeyi unutamadığını kaydeden Vergili, ninelerinin ve dedelerinin anlattığı hikayelerin kendilerine bir yük olduğunu dile getiriyor. Süryanilerin bu hikaye gibi binlerce hikayeyi katliamlarla yaşadığına değinen Vergili, "Biz Süryaniler için her yıl Sayfo'dur, her yıl 'kılıçtır', Sayfo bizim kimliğimizdir, kabul edilmeyene kadar bu korku, bu travma halkın üzerinden kalkmayacak" dedi.

"Bizim taleplerimiz Türk devletinin Sayfo'yu kabul etmesi. Türkiye'nin Sayfo'nun tazminatlarından korktuğunu, "Türk devleti her yıl milyarlarca para ödüyor Sayfo'yu kabul etmemeleri için" diyen Vergili, "Eğer bu halkı yaşatmak istiyorlarsa Sayfo'yu kabul etmeleri gerekiyor" çağrısında bulundu.

"Şehitlerimizin kemiklerinin dahi nerede olduğunu bilmiyoruz"

Vergili sözlerini şöyle sürdürdü: "İktidar bazen Süryanileri sevdiklerini söylüyor, eğer doğruysa öncelikle soykırımı kabul edeceksiniz, ki Sayfo'dan sonra da bu halka yapılmadık şey kalmadı. Biz ülkemizi, topraklarımızı kaybettik, bugün Türkiye'de 35 bin insanımız kaldı, bu da ikinci bir Sayfo'dur bizim için ve hatta Sayfo'dan bile daha kötüdür. Şehitlerimizin kemiklerinin dahi nerede olduğunu bilmiyoruz. Türk devleti bu adımlardan çok uzak, tam tersi son 10 yılda AKP, Osmanlı devletiyle aynı siyaseti uyguluyor."

"Mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz"

"Erdoğan bizim tarihimizde soykırım yok diyor ama daha geçen yıl 'soykırım artıkları' dedi" diyen Vergili, son olarak bugün Sayfo'nun 106'ncı yılında Soykırım kabul edilene dek mücadelelerinden asla vazgeçmeyeceklerinin altını çizdi.

TOP