SABRO
Halep’te kaçırılan ve 13 yıldır haber alınamayan iki Metropolit için çağrı
Beyrut Süryani Ortodoks Başpiskoposluğu, 22 Nisan 2013 tarihinde Suriye'de kaçırılan ve 13 yıldır akıbetlerine dair herhangi bir bilgi edinilemeyen din görevlileri Antakya Rum Ortodoks Kilisesi İskenderun-Halep Metropoliti Pavlus Yazıcı ile Süryani Ortodoks Kilisesi Halep Metropoliti Yuhanun Abrohum için çağrıda bulundu. Başpiskoposluk, uluslararası topluma ve insani yardım kuruluşlarına çağrıda bulunarak, dosyanın takibine yönelik çabaların artırılmasını istedi.
Suriye'de 22 Nisan 2013 tarihinde kaçırılan din görevlileri Antakya Rum Ortodoks Kilisesi İskenderun-Halep Metropoliti Pavlus Yazıcı ile Süryani Ortodoks Kilisesi Halep Metropoliti Yuhanun Abrohum’dan 13 yıldır hiçbir haber alınamıyor.
Beyrut Süryani Ortodoks Başpiskoposluğu, Yazıcı ve Abrohum’un akıbetinin açıklanmasına dair açıklama yayınladı. Başpiskoposluk, hâlâ çözülmeyen dosya kapsamında yürütülen ruhani ve insani çabaların sürdüğünü vurguladı.

Yapılan açıklamada, iki metropolitin “toplumsal hafızadaki yerini koruyacağı” belirtilirken, geçen zamanın akıbetlerinin ortaya çıkarılmasına yönelik umudu zayıflatmadığı ifade edildi. Açıklamada, “Gerçeğin açığa çıkması ve güvenli bir şekilde geri dönmeleri için dualarımız sürüyor” denildi.
Başpiskoposluk, uluslararası topluma ve insani yardım kuruluşlarına çağrıda bulunarak, dosyanın takibine yönelik çabaların artırılmasını istedi. Açıklamada, iki metropolitin akıbetinin ortaya çıkartılmasının, bölgede kaçırılan ve kaybolan kişilere ilişkin daha geniş kapsamlı bir sürecin parçası olduğu aktarıldı.
Ne oldu?
Süryani Ortodoks Kilisesi Halep Metropoliti Yuhanun Abrohum, 22 Nisan 2013 tarihinde Türkiye’den Suriye’ye dönen Antakya Rum Ortodoks Kilisesi İskenderun-Halep Metropoliti Pavlus Yazıcı’yı Suriye tarafındaki Bab-El-Hawa sınır kapısında karşıladı. Araçlarında, şoför Fathallah Khabud ve Fuad Eliya adlı iki kişi daha vardı.
Silahlı kişiler tarafından kaçırıldılar
Metropolitler Halep’e doğru giderken, sınırdan 20 km kadar uzakta Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) denetimindeki kontrol noktasından sorunsuzca geçtikleri fakat kısa bir süre sonra silahlı kişilerin bulunduğu araçlar tarafından yolları kesildiği biliniyor. Araçlarda bulunan silahlı sekiz kişinin, şoför ve Fuad Eliya’yı araçtan indirdikten sonra iki silahlı kişinin araca binerek kontrolü sağladığını ve metropolitleri kaçırdığı da yine edinilen bilgiler arasında yer alıyor.
Din görevlilerinin akıbetiyle ilgili 10 yılı aşkın süredir pek çok girişimde bulunuldu. Hıristiyan toplumların yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri (ABD) de Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla konuyla yakından ilgilendi.
Türkiye hükümeti ise bölgedeki hakimiyetine rağmen konuya dair olayın arından yaptığı birkaç açıklama dışında o tarihten bu yana hiçbir girişimde bulunmadı.
Metropolitlerin kaçırılmasının ardından Türkiye hükümeti konuyla ilgili olaya dair istihbarat sahibi olduğu izlenimini yaratan açıklamalarda bulundu. Dönemin Dışişleri Bakanı olan Ahmet Davutoğlu olmak üzere pek çok yetkili, kaçırılan metropolitlere ilişkin defalarca, “Sağ olduklarını biliyoruz, kurtarılmaları an meselesi” minvalinde umut vaat eden açıklamalarda bulundu. Ancak üzerinden tam 13 yıl geçmesine rağmen metropolitlere ilişkin hiçbir gelişme yaşanmadı. Hükümet ise konuya ilişkin bir daha açıklama yapmayarak soruları yanıtsız bıraktı.
“Bilgi yok” denildi
Konu defalarca TBMM gündemine getirildi. Yıllarca hükümete, konuya dair bilgi sahibi olunup olunmadığı soruldu. Metropolitlerin kaçırılmasının hemen ardından 2013 yılında, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu konuyu Meclis gündemine taşıdı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'na, ellerinde bilgi olup olmadığı sorulmuş ancak Davutoğlu ellerinde herhangi bir bilgi olmadığını açıklamıştı.
CHP ve HDP milletvekilleri tarafından aradan geçen yıllar boyunca hükümetin elinde konuya ilişkin herhangi bir bilgi olup olmadığı sorusu soruldu. Fakat tüm bu sorulara dair bir cevap verilmedi. Son olarak altı yıl önce HDP Mardin Milletvekili Tuma Çelik'in, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'a sorduğu sorular da yanıtsız kalmıştı.
Metropolitler cihatçılara sorulmadı!
Metropolitlerin kaçırılmasıyla ilgili olarak en önemli iddialardan biri de cihatçı örgütlerden birinin lideri olan Ebu el-Banat ile ilgiliydi. Süryani avukat Erkan Metin, Ebu el-Banat'ın yakalanması ve yargılanmasıyla ilgili iddiaları sık sık dile getirmişti.
İddialara göre, metropolitlerin kaçırılmasından kısa bir süre sonra Konya'da, Suriye'den gelen bir gruba kimlik kontrolü yapıldı. Yanlarında kimlik olmayan gruptan şüphelenen polisin, araçta bulunanları gözaltına aldığı bildirildi. Gözaltına alınanlardan birinin de Ebu Banat lakaplı Magomed Abdurahmanov olduğu biliniyordu. Birçok yerde Ebu Banat'ın dijital medyada dolaşan Suriye’de kesici aletle gerçekleştirdiği katliam videolarında görünen kişilerden biri olabileceği iddia edildi. Öte yandan Ebu Banat'ın İstanbul'da verdiği adrese yapılan baskında ise çok sayıda silah ve mühimmat yakalandığı paylaşıldı.
Ateşli silahlar bulundu
Dosyaya göre Ebu Banat lakaplı Magomed Abdurahmanov’un, İstanbul Bağcılar’da yanında kaldığı kişinin adresine yapılan aramada, iki adet saldırı tipi el bombası, sekiz şarjör, 186 ağır silah fişeği, palaska ve kesici alet ile birlikte, görüntülerinde giydiği değerlendirilen üç adet siyah cübbe elle geçirildiği paylaşılmıştı.
İtiraf etti
Ebu Banat’ın, polis ifadesinde tüm suçlamaları kabul ederek El Kaide'ye bağlı bir örgütün lideri olduğunu ve Suriye'de Hıristiyan din görevlilerini kesici aletle katlettiğini ifadesinde anlattığı öğrenilmişti. İlk defa kesici aletle katliam gerçekleştirdiğini, bu tür eylemlerin çatışma bölgesinde neredeyse her Cuma günü yapıldığını anlatan Ebu Banat, kendisinin örgütte “Emir” olduğunu söylemişti.
İlk mahkemede ifadesini yalanladı
Yine Ebu Banat, Bağcılar’da yakalandığında ise üzerinde bulunan çok sayıda telsizi, Türkiye istihbaratından olduğunu düşündüğü, Ebu Cafer isimli biri tarafından verildiğini polis sorgusunda anlatmıştı. Ebu Banat, 2013 yılının Temmuz ayında tutuklanmıştı. Ancak 10 ay sonra çıktığı mahkemede ilk ifadesini yalanlayarak videolarındaki görüntülere rağmen kesici aletle katliam gerçekleştiren kişinin kendisi olmadığını iddia etmişti.
Metropolitler sorulmadı
Ebu Banat duruşmada, “Biz Suriye’de savaştık. Türkiye bize şimdiye kadar yardım etti ama şimdi neden tutukluyum anlamıyorum. Kimse sesimi duymuyor” sözlerini kullanmıştı. Öte yandan videonun gerçek olduğu da yine o süreçte ortaya çıkmıştı. Yargılama sürecinde ise Ebu Banat'a kaçırılan metropolitler hiçbir zaman sorulmadı.
İstihbarat Daire Başkanlığı’nın yazısı
Tüm bunların yanı sıra dava dosyasında Dışişleri Bakanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne gönderilen 2 Temmuz 2013 tarihli gizli bir yazı da mevcut. Yazıda, “Metropolitlerin, Magomed Abdurakhmanov’un grubu olan Katibetül Muhacirun tarafından kaçırıldığı, önce Halep Ancura köyüne, ardından da İdlib Sermade Deridize köyüne götürüldüklerinin bilgisinin alındığı ve metropolitlerin Esad’a teslim edilip takas edilmesinin planlandığı” cümleleri yer alıyordu.
“Yazıcı endişeliydi”
Ayrıca 26 Nisan 2013’te Dışişleri Bakanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı’nın emniyette konuyla ilgili aynı bilgiyi verdiği de ortaya çıkmıştı. Bilgi, metropolitlerin kaçırılmasından sadece dört gün sonra yazılmış, dava dosyasında yer alan bir başka bilgi notu da metropolitler ile ilgili daha detaylı bilgi içeriyordu. Bilgi notunda, Metropolit Pavlus Yazıcı’nın muhalifleri desteklediği için zarar göreceğinden endişe ettiği, Türkiye’ye yerleşmeyi planladığı ve Ocak 2013’ten itibaren Türkiye’ye giriş çıkış yaptığı bilgisine yer veriliyordu. Aynı notta, 22 Nisan 2013’te Metropolit Yazıcı’nın Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan çıkış yaptıktan sonra Halep Süryani Ortodoks Metropoliti Yuhanun Abrohum ile birlikte El Kaide’ye bağlı Katibetül Muhacirun grubu tarafından kaçırıldığı da belirtiliyordu.
Soruşturma izni verilmedi
Savcılık, basında çıkan kesici aletle katliam gerçekleştirilen görüntüleri nedeniyle insanlık suçu kapsamında soruşturma açmak için Adalet Bakanlığı’ndan izin istemiş, Bakanlık ise 26 Ağustos 2013’te verdiği yazılı cevabında, kesici aletle katliam gerçekleştirilen olayın Suriye’nin iç sorunu olduğu ve Türkiye’nin “herhangi bir şekilde olaydan zarar görmediği” gerekçeleriyle soruşturma izni vermemişti.
Ebu Banat ve örgütü, 13 Kasım 2015'te ABD tarafından kara listeye alındı. Amerika Dışişleri Bakanlığı’nın Türkiye’de hapis yatan Dağıstanlı bir cihatçıyı 13 Kasım 2015’te üç kişiyi kesici aletle katletmekten dolayı kara listeye aldığını ve bu isime Türkiye'de sadece 7 buçuk yıl hapis cezası verildiğini açıklamıştı.
ABD Dışişleri Bakanlığı da, altı yıl önce Temmuz ayında yayınladığı bir açıklamayla, “kaçırılan metropolitler hakkında bilgi verene 5 milyon dolar ödül vereceklerini” bildirmişti.
Süryanilerden “Failler yargılansın” talebi
Ancak 13 yıldır metropolitlerin akıbetine dair hiçbir bilgi edinilemedi. Süryani (Asuri-Arami-Keldani) halkı, 13 yıldır metropolitlerin akıbetinin ortaya çıkarılması ve faillerinin yargılanması yönündeki talep ve çağrılarını sürdürüyor.