Aydin-Gabriel-Makaleler
SABRO

Okumuş Cahil; İlber Ortaylı

Aydın Gabriel

Geçtiğimiz ay rahmete kavuşan İlber Ortaylı hoca, bizim Doğu Süryanileri dediğimiz, toplumda da “Nasturi” diye bilinen Süryanilerin Kürt olduğunu söyledi. Nasturi diye adlandırılan toplumun kesin bir şekilde Süryani olduğunu söyleyebiliriz. Bunları İlber Hoca’nın bilmemesi bence normal değil. Ki bilmese de İlber Hoca gibi birinin, erdemli davranıp “bilmiyorum” demesi gerekirdi. Ama yok, o bunu yapıyorsa ortada bir gri propaganda veya gerçeğin dışında bir algı oluşturma çabası vardır.  Bu yüzden de ben, İlber Ortaylı’ya okumuş cahil diyorum. 

“Ölülerin arkasından konuşulmaz” diye bir gelenek var bu topraklarda. Bu yüzden bu yazıyı yazıp yazmama konusunda çok düşündüm. Ama tarihe not düşülmesi gerektiğini düşündüğüm için sonuçta bu yazıyı yazmam gerektiğine karar verdim.  

Aslında bu yazıyı çok zaman önce yazmaya karar vermiştim. Hatta birkaç kere de yazmaya başlamıştım. Ancak araya farklı ve çok daha önemli konular girince, her seferinde yazmayı öteledim. Bir de cenaze töreni ve sonrasındaki gelişmeleri görünce, başta dile getirdiğim geleneğe rağmen yazmanın gereklilik hâline geldiğine karar verdim.  

13 Mart 2026 tarihinde aramızdan ayrılan İlber Ortaylı hoca -Allah rahmet eylesin-, Samuel Noah Cramer ve Arnauld Tomby ile birlikte tarihle ilgilenmeme neden olan birkaç hocadan biriydi. Bu yüzden bu tarihçilerin yazdığı birçok eseri okudum. Bazılarına ilişkin eleştirilerim olsa da, genelde bu yazarların eserlerini değerli bulur ve söylediklerine önem veririm.   

Ama artık “verirdim” demek zorunda kalacağım. Çünkü geçtiğimiz ay rahmete kavuşan İlber Ortaylı hoca, bizim Doğu Süryanileri dediğimiz, toplumda da “Nasturi” diye bilinen Süryanilerin Kürt olduğunu söyledi. Ve tabi Hocanın bu söylemi bende bazı şeylerin yeniden ele alınıp değerlendirilmesine neden oldu. Çünkü İlber Ortaylı Hoca bu konuda kesinlikle yanılıyordu.   

Birincisi, herkesin her söylediğine körü körüne inanmamak gerekir. İkincisi, birilerinin bir konuda doğru söylemesi, her konuda doğu söylediği anlamına gelmez. Üçüncüsü de, görünen ile gerçek her zaman aynı değildir.   

Şimdi bu üç temel nokta üzerine konuşalım:  

  1. Evet İlber Ortaylı’nın, birçok konuda yaptığı araştırmalara dayalı söylediği ve doğru kabul edilen bilgiler var. Ancak bu bilgilerin varlığı, bu hocanın yanlış şeyler söylemediği anlamına gelmez. Ki Nasturiler konusunda söyledikleri tamamen yanlış. Bu da geçmişte, bu hocanın söylediği ve doğru kabul ettiğimiz birçok şeyi yeniden sorgulamamızı gerektiriyor.   
  1. Bir insan eğitimini aldığı ve çaba sarf ettiği bir konuda elbette bilgi sahibi ve yetkin olabilir. Ancak bu onun her konuda bilgili ve yetkin olduğu anlamına gelmez. Zaten çoğu -erdemli- insan, kendisine sorulan her şey hakkında bilgi sahibi olduğunu söylemez.  
  1. Özetle, bize gösterilen ile gerçek aynı değil. İnsan doğası böyledir. Mesela insan doğası itibarıyla çıplaktır. Ama dönem ve duruma göre elbise giyer ve kendini istediği şekle sokar. Dolayısıyla görünen ile gerçeklik her zaman aynı değildir.  

Normalde bir tarihçi olan İlber Ortaylı, bir tarihçiden çok daha fazla şeyi ifade ediyordu. Evet İlber Ortaylı iyi bir araştırmacı, iyi bir tarihçiydi. Dolayısıyla “okumuş” biriydi. Ama dışarıya yansıttıkları, araştırma ve çalışmaları sonucunda elde ettikleri, bilgileri yansıtmak yerine istediklerini, ya da kendisinden istenilenleri yansıtıyordu.  

Bilirsiniz kara, gri ve beyaz olmak üzere üç çeşit propaganda vardır. Kara propaganda, tamamen yalan üzerine kurulan bir propaganda çeşididir. Gri propaganda, gerçeklerin arasına yalan yerleştirilerek yapılan bir propagandadır. Beyaz propagandada ise söylenenler doğrudur ama bütünü kapsamaz, sadece istenilen aktarılır.  

Bu anlamda İlber Ortaylı, genelde gri boyutta yer alıyordu. Dolayısıyla söyledikleri, birçok doğrunun içine arada bir doğru olmayan şeyleri de koyuyordu. Bu yüzden de birçok insan, eğer araştırmacı değil ve olaylara sadece bir açıdan bakıyorsa, araya serpiştirilen bu yalan veya çarpıtmalara inanır. Mesela İlber Hoca’nın Nasturiler konusunda söyledikleri gibi…  

İlber Hoca bu konuda ne demişti hatırlayalım: Hakkâri ve çevresinde yaşayan Nasturi Hıristiyanların etnik köken olarak Kürt olduklarını ifade etmiş ve Facebook'taki bir videoda yaptığı açıklamada, "Nasturi Hıristiyanlar bal gibi Kürttür" demişti.  

Peki gerçek bu mu? Elbette hayır. İsteyen araştırsın, ben araştırdım. Sonuç olarak da bölgede yaşayan ve Nasturi diye adlandırılan toplumun kesin bir şekilde Süryani olduğunu söyleyebiliriz.   

Bölgenin coğrafik ve stratejik konumunu da dikkate alarak, bölgede yaşayan halkın hangi ırka ait olduğu konusunda bir netlik olmasa da, kültürel olarak Süryani olduklarını söyleyebiliriz. Çünkü bu bölge binlerce yıldır Süryanice konuşan, Süryani tarih ve kültürel değerlerinin yaşatıldığı bir bölge. Bölgedeki Kürtçe ve Kürt renginin varlığı ise 8-9. yüzyıl sonrasına aittir.   

Bunları İlber Hoca’nın bilmemesi bence normal değil. Ki bilmese de İlber Hoca gibi birinin, erdemli davranıp “bilmiyorum” demesi gerekirdi. Ama yok, o bunu yapıyorsa ortada bir gri propaganda veya gerçeğin dışında bir algı oluşturma çabası vardır.  Bu yüzden de ben, İlber Ortaylı’ya okumuş cahil diyorum. 

TOP