SABRO

RSF: Gazeteci sürgün eden ülke sayısı beş yılda iki katına çıktı

Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler, 2021 yılından bu yana destekledikleri gazetecilerin sürgün durumunu gösteren bir harita yayınladı. RSF, gazetecilerin sürgüne zorlanmasının dünya genelinde giderek yaygınlaştığına dikkat çekti.

Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, gazetecilerin sürgüne zorlanmasının dünya genelinde giderek yaygınlaştığına dikkat çekti. Medya özgürlüğü kuruluşu, 2021 yılından bu yana destek verdiği gazetecilerin sürgün durumunu gösteren bir harita da yayınladı.

RSF verilerine göre siyasi krizler, savaşlar ve güvenlik tehditlerinin damga vurduğu uluslararası ortamda, gazetecilerin ülkelerini terk etmek zorunda kaldığı ülke sayısı son beş yılda iki katına çıktı. Haberciler, sürgünde de güvenlik riskleri, sınır dışı edilme tehlikesi ve kısıtlayıcı kabul politikalarıyla karşı karşıya kalıyor.

Açıklamada, Türkiye ve Mısır, çatışma bölgelerinden gelen gazetecilere sığınma imkânı sağlarken, aynı zamanda iktidarı eleştiren yerel gazetecilerin sürgüne gitmek zorunda kaldığı ülkeler arasında gösterildi.

RSF: 1468 gazeteciye destek verildi

RSF Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi sorumlusu Vianney Loriquet, son beş yılda 60'tan fazla ülkeden 1468 gazetecinin tehdit, hapis veya ölüm tehlikesi nedeniyle RSF'nin desteğiyle ülkelerini terk etmek zorunda kaldığını açıkladı.

Loriquet, bu tabloyu "üzücü bir bilanço" olarak nitelendirirken, sürgündeki gazetecilerin yaşadığı sorunların ülkeden ayrıldıktan sonra da devam ettiğini vurguladı.

"Bu rakam çok daha büyük bir sorunun yalnızca bir parçası" diyen Loriquet, sürgündeki gazetecilerin şantaj, sınır dışı edilme ve idari baskılarla karşı karşıya kaldığını belirterek, devletlere gazetecilerin korunması için daha etkili mekanizmalar oluşturma çağrısında bulundu.

Afganistan sürgünün merkez üssü oldu

RSF Assistance Bürosu verilerine göre, 2021-2025 yılları arasında 65 ülkede en az bir gazeteci sürgüne zorlandı. Sürgünden etkilenen ülke sayısı beş yılda 19'dan 40'a yükselirken, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 20 ülkede sürgüne gitmek zorunda kalan gazeteci sayısı 10'u aştı.

Bu dönemde 677 Afgan, 160 Rus ve 101 Myanmarlı gazeteci ülkelerini terk etmek zorunda kaldı. RSF, 2021'de Kabil'in düşmesinden bu yana Afganistan'ın gazeteci sürgününün küresel merkez üssü haline geldiğini ve sürgüne giden Afgan gazetecilerin, yardım programına kaydedilen vakaların yaklaşık yarısını oluşturduğunu belirtti.

“Savaşlar ve suç örgütleri, sürgünü tetikliyor”

RSF, dünyanın birçok bölgesinde güvenlik ve siyasi krizlerin derinleşmesinin gazetecilerin ülkelerini terk etmek zorunda kalmasında belirleyici olduğunu vurguladı.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin doğusunda yeniden alevlenen çatışmalar yeni sürgün rotalarının oluşmasına yol açarken, Sahel bölgesinde sürgün dalgası Mali, Çad, Nijerya, Gine ve Burkina Faso'dan Senegal'e kadar yayıldı.

Latin Amerika'da ise siyasi baskılar ve organize suç ağlarının bağımsız gazetecilik üzerindeki etkisi nedeniyle endişe verici bir tablo oluştu. RSF verilerine göre 2026'nın başından bu yana Meksika, Kolombiya ve Guatemala'da altı gazeteci öldürüldü.

RSF, çatışma bölgelerinden kaçan gazetecilere sığınma imkânı sağlayan bazı ülkelerin, kendi gazetecileri açısından aynı güvenceleri sunmadığına dikkat çekti. Bu çelişkinin en belirgin örnekleri arasında Mısır ve Türkiye gösterildi.

RSF verilerine göre, 2021'den bu yana Mısır çoğunluğu Sudanlı ve Filistinli en az 31 gazeteciye ev sahipliği yaparken, Türkiye'ye Afganistan, Filistin ve Suriye başta olmak üzere en az 46 sürgün gazeteci yerleşti. Buna karşın aynı dönemde en az 10 gazeteci Türkiye'den ayrılmak zorunda kaldı. Kuruluş, gerçek sayının daha yüksek olabileceğini belirtti.

"Güvencesizlik ve ulus ötesi baskılar sürüyor"

RSF Yardım Bürosu sorumlusu Victoria Lavenue ise sürgünün gazetecilere yönelik tehditleri sona erdirmediğini vurguladı.

Lavenue, sürgündeki gazetecilerin idari ve dil engellerinin yanı sıra güvencesizlik, yalnızlık ve ulus ötesi baskılarla da mücadele ettiğini belirterek, gazetecilerin güvenliğinin sağlanmasının yalnızca insani bir yükümlülük değil, aynı zamanda habere erişim hakkı ve demokratik tartışmanın sürdürülebilirliği açısından da hayati önem taşıdığını söyledi.

Öte yandan RSF Almanya Seksiyonu'nun da son beş yılda, 209'u Rusya ve 192'si Afganistan'dan olmak üzere toplam 479 sürgün gazeteciye destek sağladığı bildirildi.

“Türkiye'deki baskı ülke sınırlarını aşıyor”

Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler, Türkiye'de gazetecilere yönelik baskının yurt dışına da taşındığını belirterek, hükümeti eleştiren ve Avrupa'da yaşayan Türkiyeli gazetecilerin sistematik yıldırma politikalarıyla karşı karşıya kaldığını bildirdi.

RSF, tehditler, gıyabi yargılamalar, Interpol kırmızı bültenleri ve konsolosluk hizmetlerinden mahrum bırakma gibi yöntemlerin sürgündeki gazetecilere yönelik baskı araçları arasında yer aldığını kaydetti.

RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, Türkiye'nin ülke içinde ve dışında basın özgürlüğüne saygı gösteren yeni bir siyasi iklime ihtiyaç duyduğunu belirterek, sürgündeki gazetecilerin güvenliğini tehdit eden uygulamalara son verilmesi çağrısında bulundu.

Kuruluş, gazeteci Akın Olgun'un Interpol kırmızı bülteni nedeniyle Yunanistan'da gözaltına alınmasını, eski Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar hakkında açılan davaları ve BirGün yazarı Erk Acarer'e Almanya'da düzenlenen bıçaklı saldırıyı, sınır ötesi baskının örnekleri arasında gösterdi.

RSF ayrıca Avrupa'da yaşayan birçok Türkiyeli gazetecinin pasaport yenileme gibi temel konsolosluk hizmetlerine erişimde sorun yaşadığını, bazı gazetecilerin bu nedenle siyasi sığınma talebinde bulunmak zorunda kaldığını belirtti.

TOP