SABRO

Kabul edilirse bir ilk olacak: Brüksel’de 1915 soykırımı önergesi

Brüksel’deki Woluwe-Saint-Lambert Belediye Meclisi’ne, Jean-Louis Hanff ve Marie-Jeanne Peti tarafından 1915 soykırımının resmi olarak tanınmasını içeren bir önerge sunuldu. Önergenin, federal hükümete resmi tanıma çağrısı ve eğitim müfredatının güçlendirilmesini kapsadığını söyleyen Jean-Louis Hanff, “Ben, gelecekte belediyemiz sınırları içerisinde Ermeni, Süryani ve Pontus Rum kurbanların anısını yaşatacak bir anıt dikilmesini de arzu ediyorum” dedi.

1915’te Süryani ve Pontus Rumlarına uygulanan soykırımın, Belçika’nın başkenti Brüksel’e bağlı Woluwe-Saint-Lambert Belediyesi’nde resmi olarak tanınması için bugün (29 Haziran) Belediye Meclisi’ne bir önerge sunuldu.

Eğitim müfredatını da kapsıyor

Belediye Meclisi üyeleri Jean-Louis Hanff ve Marie-Jeanne Peti tarafından sunulan ortak önerge, Belçika federal hükümetine Süryani ve Pontus Rumlarının maruz kaldığı soykımı, "insanlığa karşı işlenmiş suç" olarak resmen tanıma çağrısında bulunuyor. Önerge ayrıca Ermeni Soykırımı dahil olmak üzere, bu alandaki tüm inkâr biçimlerinin kınanmasını ve hem belediye hem de bölge düzeyindeki okul müfredatlarında soykırıma ilişkin eğitimlerin artırılmasını talep ediyor.

Belediye Meclisi üyesi Jean-Louis Hanff

Belediye Meclisi üyesi Jean-Louis Hanff

İki hafta önce, yine Les Engagés partisinden federal milletvekili Michel De Maegd de federal parlamentoya Süryani ve Pontus Rumlarının uğradığı soykırımın tanınmasını kapsayan bir tasarı sunmuştu.

Önergenin kabul edilmesi durumunda tasarı metni, Avrupa kurumlarının yanı sıra Belçika'nın federal, bölgesel ve yerel hükümet mercilerine gönderilecek. Brüksel’in 19 belediyesinden biri olan Woluwe-Saint-Lambert, bu tasarıyı onaylaması hâlinde Belçika’da bir ilke imza atarak, bu yönde karar alan ilk belediye olacak.

SyriacPress, önergenin detaylarına ilişkin Woluwe-Saint-Lambert Belediye Meclis üyesi Jean-Louis Hanff ile konuştu. Hanff, "On yılı aşkın bir süre önce, Ortadoğu’daki Hıristiyanların maruz kaldığı baskılara tanık oldum. Bu gerçeklik, beni onların tarihi ve özellikle Sayfo ile Ermeni Soykırımı hakkında daha fazla bilgi edinmeye yöneltti. Yakın zamanda Dağlık Karabağ Ermenilerinin topraklarından ayrılmak zorunda kalmasıyla yaşanan trajedi ise bu inancımı daha da pekiştirdi" ifadelerini kullandı.

Hanff, "Süryani, Ermeni ve Pontus Rum topluları ile tanışmam, bu tarihe insani bir boyut kazandırdı. Derin yaraların yanı sıra hafızaya, inanca ve bu tarihin aktarılmasına yönelik olağanüstü bir bağlılık gördüm. Nihayetinde bu girişim, siyasi sorumluluğumun temelini oluşturan şu inançla örtüşmektedir: Her insan vazgeçilemez bir onura sahiptir. İnanç ve vicdan özgürlüğü, her yerde ve herkes için savunulmalıdır. Ayrıca anma görevinin yerel düzeyde başladığına inanıyorum. Belediye, tarihin sonraki nesillere aktarıldığı ilk yerdir. Woluwe-Saint-Lambert'ta bu önerge; Holokost kurbanları, Nazilere karşı direnenler, 8 Mayıs törenleri ve Samuel Paty için yapılan anıtlardan, Avrupa Süryani Birliği tarafından düzenlenen 'Sayfo 1915' sergisine ev sahipliği yapmaya kadar uzanan bir geleneksel hafıza kültürünün parçasıdır" dedi.

Hanff, SyriacPress’in sorularını yanıtladı.

Bu girişim aracılığıyla, Belçika federal hükümeti ve ülkedeki diğer belediyelere iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Mesajım oldukça net: Artık zamanı geldi. Süryani ve Pontus Rumlara uygulanan soykırımın tanınması; tarihsel gerçekliğin, adaletin ve tutarlılığın bir gereğidir. Amacımız, eski yaraları yeniden açmak ya da bugünün aktörlerini suçlamak değil, yalnızca tarihle doğrudan yüzleşmektir. Ayrıca federal parlamentoda bu tanıma için uzun süredir kararlılıkla çalışan milletvekili Michel De Maegd’in hakkını teslim etmek isterim. Diğer belediyelerin de bu yolu izlemesini umuyorum. Yerel yönetimlerin ortak hafızamızın korunması ve aktarılmasında hayati bir rolü var.

Resmi bir tanımanın, hafıza bilinci, inkârla mücadele ve günümüzde azınlık toplumların korunması üzerinde somut etkileri olabilir mi?

Resmi tanıma geçmişi değiştirmeyecektir fakat geçmişin hafife alınmasını veya unutulmasını engelleyecektir. Belirli tarihi olayların öğretilmesinin bazen baskı veya gerilim konusu olduğu bir dönemde, bu tarihin genç nesillere aktarılmasında doğru bir yer edinmesini sağlayacaktır. Bir demokrasi, korkunun ve bilginin sınırlarını belirlemesini asla kabul edemez. Bu tanıma, aynı zamanda günümüz için de bir mesaj taşıyor. Karabağ'daki Ermeni göçü ve Ortadoğu'da Hıristiyanları etkilemeye devam eden şiddet olayları, dini azınlıkların kırılganlığını bizlere hatırlatıyor. Bu olayları tanımak, diğerlerini unutmak anlamına gelmez. Aksine, tüm kurbanları kapsayan bir hafıza, günümüzdeki baskılara karşı duyarlılığımızı artırır.

Önerge kabul edilirse, diğer belediyeleri de teşvik etmek adına başka somut adımlar atmayı plânlıyor musunuz?

Kesinlikle. Öncelikle bu tasarının kabul edilmesi hâlinde, federal hükümetin resmi kararı öncesinde Belçika’daki diğer belediyelere ilham kaynağı olmasını umuyorum. Woluwe-Saint-Lambert bünyesinde, bu hafızanın aktarılmasını sağlayan projeleri desteklemeyi sürdüreceğiz. Bu önerge, 1915 olaylarının eğitimde yer almasını ve inkâr mekanizmalarının kınanmasını talep eden güçlü bir adım. Şahsen ben, gelecekte belediyemiz sınırları içerisinde Ermeni, Süryani ve Pontus Rum kurbanların anısını yaşatacak bir anıt dikilmesini de arzu ediyorum. Belçika devletinin resmi tanıması, bu sürece katkı sunacaktır. Hafıza görevi tek seferlik bir eylem değil, zamana yayılan bir taahhüttür.

Süryani (Arami-Asuri-Keldani) ve Pontus Rumlara bir mesajınız var mı?

Bazılarının silmek istediği bir tarihi kuşaktan kuşağa aktarmaya devam ettikleri ve artık kendi topluluklarının sınırlarını aşan bir hafızayı canlı tuttukları için onlara teşekkür ederim. Ayrıca yalnız olmadıklarını bilmelerini isterim. Onların tarihi, artık bizim de ortak tarihimizin bir parçası. Son olarak da Belçika'da bu hafızayı savunmaya devam edecek insanların var olduğunu belirtmek isterim. Bu, herhangi bir gruba karşı intikam veya kırgınlık duygusuyla değil, özgür bir toplumun ancak adalet, doğruluk ve insan onuruna saygı üzerine inşa edilebileceğine olan inancımızdan kaynaklanıyor.

TOP