SABRO

Tel Keyfli Süryaniler: Topraklarımızın gaspı son bulmalı

Irak Anayasası’nın "demografik değişim amaçlı mülk edinmeyi" açıkça yasaklayan maddesine rağmen, Ninova Ovası’ndaki Süryani yerleşimi Tel Keyf’te tartışmalı bir arazi projesi için iş makineleri çalışmaya başladı. Bölge halkı ve hukukçular, projenin durdurulmasını ve toprak gaspının sona ermesini istiyor. 

Irak Anayasası’nın 23. Maddesi'nin 3. Fıkrasının (B) bendi, "Demografik değişim amacıyla mülkiyet edinilmesi yasaktır" hükmünü içeriyor. Ancak bu anayasal hükme rağmen yürütme organları, Tel Keyf’teki 2. Bölge Qabr Maryam mevkiinde bulunan "Jaber Ibn Hayyan" arazi projesi için düğmeye bastı.  

Bölgede yollar açılmaya, altyapı çalışmalarına başlanmaya ve arsa dağıtım prosedürlerini tamamlamaya yönelik hazırlıklar hız kesmeden devam ediyor. 

Bu duruma karşı bölge halkı, “Geniş çaplı hukuki ve anayasal itirazlarla çevrelenmiş bir proje, bu itirazlar henüz çözüme kavuşturulmamışken nasıl yürürlüğe konabilir?” sorusunu soruyor. 

“Projenin temeli Saddam rejiminin kararlarına dayanıyor”  

Yerel halk ve hak savunucuları, projeye karşı çıkma nedenlerinin siyasi bir duruştan kaynaklanmadığını, tamamen somut hukuki gerçekleri kapsadığını belirtiyor. Hak savunucuları, “Bu arazi dağıtım projesinin üzerine inşa edildiği yasal temel; Baas rejimi döneminde, 1992 ve 1993 yıllarında mülga Devrim Komuta Konseyi tarafından alınan kararlara dayanıyor. Bu kararlar, önceki rejimin Ninova Ovası’nda doğrudan demografik yapıyı değiştirmeyi (Araplaştırma) amaçlayan politikalarının birer parçasıydı” diyor. 

2003 yılından sonra ise Irak Yönetim Konseyi’nin 50 Sayılı Kararı, önceki rejimin Irak’taki demografik ya da nüfus yapısını değiştirmeyi amaçlayan tüm karar, emir ve direktiflerini iptal etmişti. Bununla sınırlı kalınmamış, yeni Irak Anayasası da geçmişteki bu ayrımcı politikaların tekrarlanmasını önlemek ve tüm toplulukların haklarını korumak adına demografik değişime yol açacak her türlü arsa edinimini açıkça yasaklamıştı.  

Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği de, hükümet dairelerine gönderdiği genelgeyle, söz konusu iptal edilen Baas kararlarına dayanılarak dağıtılan arazilerin tescil edilmesini kesin bir dille men etmişti. 

Hukuki metinler yok sayılıyor 

Hak savunucuları, “Tüm bu yasal engellere, anayasa maddelerine ve genelgelere rağmen iş makineleri Tel Keyf arazilerinde yol açmaya, zemin düzlemeye ve plânları kesinleştirmeye devam ediyor. Süreç, bu hukuki metinler yok sayılarak yürütülüyor. Mesele bir kalkınma ya da yeni şehirler inşa etme meselesi değil, doğrudan hukuka saygı meselesidir. Bir yandan böylesi büyük bir anayasal ve hukuki ihtilaf yükselirken, diğer yandan geçmişte iptal edilmiş ırkçı kararlara dayanarak projeler uygulamak ‘kurumlar devleti’ ilkesiyle bağdaşmamaktadır” ifadelerini kullanıyor. 

Süryaniler: Adalet duygusu zedelendi 

Yüzyıllardır korudukları demografik dengenin ve kasabalarındaki tarihsel varlıklarının bu tür projelerle tehdit edildiğini söyleyen bölge halkı Süryaniler (Asuri-Arami-Keldani), adalet duygusunun zedelendiğini belirtiyor. 

Onlarca yıldır katliamlara, sürgünlere, tacizlere, zorunlu göçlere ve toprak gaspına maruz bırakılan Ninova Ovası’ndaki Hıristiyanların nüfusu son yıllarda oldukça düştü. Sorunların çözülmesi ve barış içerisinde yaşam sürdürmeyi bekleyen Tel Keyf halkı, bu sefer de toprak gasplarıyla karşı karşıya. 

Tel Keyfli Süryaniler, “Anayasaya saygı, onun hükümlerine uymakla başlar. Hukuka saygı ise kanunların istisnasız herkese uygulanmasıyla mümkün. Gerçek kalkınma, oldu bittiler yaratarak değil; diyalogla, mülkiyet haklarına saygıyla, anayasaya bağlılıkla ve Ninova Ovası kasabalarının tarihi kimliğinin korunmasıyla elde edilir. Tel Keyf meselesi sadece bir toprak ihtilafı değil. Bu bir adalet, hukuk devleti ve bir halkın, tarihin karanlık sayfalarında kalması gereken politikaların kurbanı olmadan kendi tarihi topraklarında kalabilme mücadelesidir” diyerek bu politikaların son bulması çağrısında bulundu. 

SABRO

Tel Keyfli Süryaniler: Topraklarımızın gaspı son bulmalı

Irak Anayasası’nın "demografik değişim amaçlı mülk edinmeyi" açıkça yasaklayan maddesine rağmen, Ninova Ovası’ndaki Süryani yerleşimi Tel Keyf’te tartışmalı bir arazi projesi için iş makineleri çalışmaya başladı. Bölge halkı ve hukukçular, projenin durdurulmasını ve toprak gaspının sona ermesini istiyor. 

Irak Anayasası’nın 23. Maddesi'nin 3. Fıkrasının (B) bendi, "Demografik değişim amacıyla mülkiyet edinilmesi yasaktır" hükmünü içeriyor. Ancak bu anayasal hükme rağmen yürütme organları, Tel Keyf’teki 2. Bölge Qabr Maryam mevkiinde bulunan "Jaber Ibn Hayyan" arazi projesi için düğmeye bastı.  

Bölgede yollar açılmaya, altyapı çalışmalarına başlanmaya ve arsa dağıtım prosedürlerini tamamlamaya yönelik hazırlıklar hız kesmeden devam ediyor. 

Bu duruma karşı bölge halkı, “Geniş çaplı hukuki ve anayasal itirazlarla çevrelenmiş bir proje, bu itirazlar henüz çözüme kavuşturulmamışken nasıl yürürlüğe konabilir?” sorusunu soruyor. 

“Projenin temeli Saddam rejiminin kararlarına dayanıyor”  

Yerel halk ve hak savunucuları, projeye karşı çıkma nedenlerinin siyasi bir duruştan kaynaklanmadığını, tamamen somut hukuki gerçekleri kapsadığını belirtiyor. Hak savunucuları, “Bu arazi dağıtım projesinin üzerine inşa edildiği yasal temel; Baas rejimi döneminde, 1992 ve 1993 yıllarında mülga Devrim Komuta Konseyi tarafından alınan kararlara dayanıyor. Bu kararlar, önceki rejimin Ninova Ovası’nda doğrudan demografik yapıyı değiştirmeyi (Araplaştırma) amaçlayan politikalarının birer parçasıydı” diyor. 

2003 yılından sonra ise Irak Yönetim Konseyi’nin 50 Sayılı Kararı, önceki rejimin Irak’taki demografik ya da nüfus yapısını değiştirmeyi amaçlayan tüm karar, emir ve direktiflerini iptal etmişti. Bununla sınırlı kalınmamış, yeni Irak Anayasası da geçmişteki bu ayrımcı politikaların tekrarlanmasını önlemek ve tüm toplulukların haklarını korumak adına demografik değişime yol açacak her türlü arsa edinimini açıkça yasaklamıştı.  

Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği de, hükümet dairelerine gönderdiği genelgeyle, söz konusu iptal edilen Baas kararlarına dayanılarak dağıtılan arazilerin tescil edilmesini kesin bir dille men etmişti. 

Hukuki metinler yok sayılıyor 

Hak savunucuları, “Tüm bu yasal engellere, anayasa maddelerine ve genelgelere rağmen iş makineleri Tel Keyf arazilerinde yol açmaya, zemin düzlemeye ve plânları kesinleştirmeye devam ediyor. Süreç, bu hukuki metinler yok sayılarak yürütülüyor. Mesele bir kalkınma ya da yeni şehirler inşa etme meselesi değil, doğrudan hukuka saygı meselesidir. Bir yandan böylesi büyük bir anayasal ve hukuki ihtilaf yükselirken, diğer yandan geçmişte iptal edilmiş ırkçı kararlara dayanarak projeler uygulamak ‘kurumlar devleti’ ilkesiyle bağdaşmamaktadır” ifadelerini kullanıyor. 

Süryaniler: Adalet duygusu zedelendi 



Yüzyıllardır korudukları demografik dengenin ve kasabalarındaki tarihsel varlıklarının bu tür projelerle tehdit edildiğini söyleyen bölge halkı Süryaniler (Asuri-Arami-Keldani), adalet duygusunun zedelendiğini belirtiyor. 

Onlarca yıldır katliamlara, sürgünlere, tacizlere, zorunlu göçlere ve toprak gaspına maruz bırakılan Ninova Ovası’ndaki Hıristiyanların nüfusu son yıllarda oldukça düştü. Sorunların çözülmesi ve barış içerisinde yaşam sürdürmeyi bekleyen Tel Keyf halkı, bu sefer de toprak gasplarıyla karşı karşıya. 

Tel Keyfli Süryaniler, “Anayasaya saygı, onun hükümlerine uymakla başlar. Hukuka saygı ise kanunların istisnasız herkese uygulanmasıyla mümkün. Gerçek kalkınma, oldu bittiler yaratarak değil; diyalogla, mülkiyet haklarına saygıyla, anayasaya bağlılıkla ve Ninova Ovası kasabalarının tarihi kimliğinin korunmasıyla elde edilir. Tel Keyf meselesi sadece bir toprak ihtilafı değil. Bu bir adalet, hukuk devleti ve bir halkın, tarihin karanlık sayfalarında kalması gereken politikaların kurbanı olmadan kendi tarihi topraklarında kalabilme mücadelesidir” diyerek bu politikaların son bulması çağrısında bulundu. 

TOP