SABRO
Süryaniler kültürel değerlerini yaşatıyor
Gazete Sabro Nisan 170'nci sayı Qadoyutho - Başyazısı
Süryanilerin kültürel zenginlikleri, medeniyet tarihinin köklerine kadar uzanıyor. Bethnahrin’de (Mezopotamya) binlerce yıl önce başlayan yerleşik yaşam, kesintisiz bir şekilde devam ettiği için Fırat ve Dicle nehirlerinin etrafında yükselen uygarlıklar Süryani halkının sembollerini, mimari özelliklerini ve inanç motiflerini taşıyor.
Neolitik çağdan itibaren başlayan toplu yaşam ve yerleşik birimlerde kolektif değerler şekillendi. Tarım ve av araçları, imar tekniği, ziraat ve diğer alanlarda meydana gelen gelişmelerle büyük atılımlar gerçekleştirildi. Bilim ve teknik geliştikçe, hayatın her alanında farklı üretim dalları ve iş bölümleri örgütlendirildi.
Maddi yaşamın sağladığı imkânlar çoğaldıkça, manevi alanda da farklı inanç simgeleri boy gösterdi. İbadethaneler, ziguratlar ve tapınaklar farklı boyutlarda toplumsal ihtiyaçlara göre inşa edildi. Dolayısıyla bilim, teknik ve ilahi inanç dünyası, bu tapınaklar etrafında yoğunluk kazandı. Küçük yerleşim birimleri büyük şehirlerin merkezlerine dönüştü.
Toplumsal hayatın zorlukları, renklilikleri ve ihtiyaçları beraberinde süreklileşen yeni buluşlara, arayışlara devamlılık kazandırdı. Maddi imkânlar ve birikimler yanında; toplumun sevincini, coşkusunu, barış içinde geleceğe umutla bakışını oluşturan etkinlikler de oluşmaya başladı.
Böylece maddi, manevi kültürel zenginlikler toplumun ilişkilerini, dilini, inançlarını ve savunma iradesini de güçlendirdi. Her şehirde ve yerleşim biriminde mitolojik semboller, yöneticiler yüceltilerek farklı topluluklar arasında medenileşme rekabetini hızlandırdı.
İnsanın tabiata karşı verdiği mücadeleyle elde edilen başarılar çeşitli biçimlerde kutlanırken, karanlıktan sonra aydınlık, kıştan sonra ilkbaharın karşılanması büyük bir canlanmanın ve yenilenmenin gücü olarak görüldü. Bethnahrin coğrafyasının bereketli olması ve toplumsal yaşama elverişli imkânlar sunması dilde, yazıda, edebiyatta, sanatta ve diğer kültürel alanlarda devrimlere yol açtı.
Süryanicenin bu kadar köklü ve zengin olmasına kaynaklık eden, bu coğrafyadaki hayat koşullarıdır. Birçok bilim dalının ilk kez burada keşfedilmesi ve insanın hizmetine girmesi, tesadüfi bir olay değildir. Maddi zenginliklerle oluşan birikimler, kurulan şehirlerin ihtişamı, büyük bir ilgiye vesile oldu.
Sarayların büyüklüğü, ziguratların yüksekliği, surların uzunluğu ve sulama kanallarının tekniği Bethnahrin medeniyetinin üstün özelliklerini yansıtıyor. Giyim kuşam, gastronomi ve bütün folklorik gelenekler toplumsal hayata renk ve zenginlikler katarken, yaşam bağlarını da sağlamlaştırdı. Bu kültürel zenginliklerin toplumda yarattığı manevi moral ve bilinç festivallerle kutlanarak, herkesin ortak değerleri oldu.
1 Nisan Akitu Bayramı da Bethnahrin’deki maddi, manevi zenginliklerin bir ürünü. Küçük, büyük birçok bayram, festival ve kutlama günleri binlerce yıl gelenekselleşerek devam etti ve dünyaya yayıldı.
Her coğrafyanın koşullarına göre şekillenen bayramların, festivallerin köklerinde Bethnahrin’deki uygarlığın etkileri vardır. Çok inançlı dönemlerden, tek Tanrılı dinlerin çıkışına kadar insanların manevi dünyası büyük bir değişim getirmesine rağmen en doğal davranışlar günümüzdeki bayramlarda, festivallerde varlıklarını temsil ediyor.
Bethnahrin’deki tahribat, değerlerin yozlaştırılması, asimilasyon ve kültürel kolonizasyon ile başladı. Yabancı egemenliklerin işgal ve talanı, bölgesel ve uluslararası düzeyde farklı dönemlerde hegemonik güçlerin ortaya çıkışı ve kendi amaçları için büyük bir sömürü ve talanı gerçekleştirmeleri, otantik değerleri zayıflattı.
Süryanilerin maddi ve manevi kültür hazineleri, bütün dünyaya ve insanlığa belli hizmetler sunduğu hâlde, mevcut koşullarda kimliğinden diline, tarihsel bayramlarından toplumsal ilişkilerine kadar birçok değeri zayıflatıldı. Çünkü kültürel sömürü, inkâr politikaları ile hayatın her alanında devam ettiriliyor.
Egemen güçlerin yasaklarıyla imha ve inkâr zihniyetleriyle Bethnahrin kültürünün görkemliliği solmaya, dağılmaya ve bölünmeye yüz tuttu. Bu nedenle Süryani halkının kimliği, kültürü, tarihsel ve toplumsal değerleriyle yeniden bir dirilişe ihtiyacı var. Çağımızın gereklerine göre ulusal bir direnişin geliştirmesiyle, kültürel diriliş ve değerlerin canlanma sürecine de zemin oluşturulacaktır.
Kültürel kolonizasyon tehlikesine karşı ulusal değerlere sahip çıkmak büyük bir önem taşıyor. 1 Nisan Akitu Bayramı’nın uluslararası düzeyde çeşitli biçimlerde anılması, onun tarihsel köklerinin derinliğini ve etkisini gösteriyor. Yeni bir baharda Ortadoğu ve Bethnahrin’de, karanlıkla aydınlığın savaşı devam ediyor.
Süryani halkı bu koşullarda yaşam mücadelesini vererek kimliğine, değerlerine sahip çıkmaya çalışıyor. Yeni bir diriliş, ulusal bir örgütlenmeye, bilinçlenmeye ve kendi varlığını koruyarak çağdaş bir direnişi sergilemeye bağlı. Unutmamak gerekir ki 1 Nisan Akitu Ulusal Bayramı ve Mesih’in Diriliş Bayramı’nın ruhları, Süryani halkının tarihsel, kültürel maddi ve manevi değerlerini yaşatan iradesidir.