SABRO

Geç Osmanlı’dan günümüze: Devlet sürekliliği, milliyetçilik ve demokratik dönüşüm sorunu (2)

Toros Korkmaz

Ekonomik alanda gayrimüslimlere yönelik en önemli kırılmalardan biri, 1942-43 Varlık Vergisi olmuştur. Resmi olarak savaş ekonomisinin gereği şeklinde sunulan bu uygulama, pratikte gayrimüslim sermayenin tasfiyesi sonucunu doğurdu. Vergi oranlarının Müslüman olmayan vatandaşlar için çok daha yüksek belirlenmesi, ekonomik hayatın Türkleştirilmesi sürecinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Vergilerini ödeyemeyen kişilerin Aşkale’deki çalışma kamplarına gönderilmesi, Cumhuriyet tarihindeki en ağır ekonomik ayrımcılık örneklerinden biri olarak görülüyor.

Kültürel düzeyde de benzer bir homojenleştirme siyaseti dikkat çekiyor. “Vatandaş Türkçe konuş” kampanyaları yalnızca bir dil politikası değil, aynı zamanda kamusal alanın etno-kültürel olarak yeniden düzenlenmesi anlamına geliyordu. Gayrimüslimlerin kamusal görünürlüğü azaltılırken Türkçe, ulusal aidiyetin temel göstergelerinden biri hâline getirildi. Basında ve resmi söylemde zaman zaman gayrimüslimlerin “yabancı”, “kozmopolit” ya da “milli olmayan unsur” şeklinde temsil edilmesi, toplumsal dışlanmayı daha da derinleştirdi.

1955’te yaşanan 6-7 Eylül Olayları, bu dışlayıcı iklimin en dramatik örneklerinden biri oldu. Başta Rum toplumu olmak üzere Ermeni ve Yahudi vatandaşların evleri, dükkânları ve ibadethaneleri saldırıya uğradı, İstanbul’un yüzyıllardır süren çok kültürlü yapısı ağır bir darbe aldı. Olayların ardından hızlanan göç süreci, özellikle Rum nüfusunun Türkiye’de büyük ölçüde azalmasına yol açtı.

Bu süreçten etkilenen topluluklardan biri de Süryaniler oldu. Süryaniler, Lozan Antlaşması’nın uygulama pratiğinde resmi azınlık statüsünün dışında bırakıldıkları için eğitim ve vakıf hakları konusunda daha kırılgan bir konumda kaldı. Özellikle Turabdin bölgesindeki Süryani halkı mülkiyet sorunları, güvenlik baskıları ve ekonomik zorluklar nedeniyle giderek küçüldü.

I. Dünya Savaşı sırasında yaşanan ve Süryani hafızasında “Sayfo” olarak anılan kitlesel şiddet olaylarının yarattığı travma da Cumhuriyet dönemine taşındı. Devletin bu hafızayı uzun süre tanımaması, Süryani toplumunda tarihsel görünmezlik hissini güçlendirdi.

1980’lerden itibaren Güneydoğu Anadolu’daki çatışmalı ortam, Süryani nüfusunun Avrupa’ya göçünü hızlandırdı. Köy boşaltmaları, güvenlik politikaları ve bölgedeki silahlı çatışmalar yalnızca Kürt nüfusu değil, bölgede yaşayan Hıristiyan toplulukları da derinden etkiledi. Böylece Süryanilerin Anadolu’daki tarihsel varlığı önemli ölçüde zayıfladı.

Sonuç

Sonuç olarak Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreç, hem güçlü bir dönüşümü hem de önemli yapısal süreklilikleri içinde barındırıyor. Mustafa Kemal ile Talat Paşa arasındaki tarihsel ilişki, bu kopuş ve devamlılık tartışmasının merkezinde yer alıyor. Cumhuriyet, bir yandan biçimsel olarak laik ve modern bir ulus-devlet inşa etti, diğer yandan İttihatçı dönemden miras kalan merkeziyetçi, güvenlikçi ve homojenleştirici devlet anlayışının önemli unsurlarını sürdürdü. Bu tarihsel süreklilik özellikle gayrimüslim toplulukların deneyiminde belirginleşti, modernleşme ile dışlanma, yurttaşlık ile güvensizlik arasındaki gerilim, Türkiye’nin toplumsal hafızasında kalıcı izler bıraktı.

Bununla birlikte Türkiye’nin siyasal geleceği yalnızca bu tarihsel süreklilikler üzerinden okunamaz. Cumhuriyet tarihi boyunca devlet merkezli milliyetçi paradigmanın dışında kalan demokratik Kürt hareketi, sosyalist çevreler ve çoğulcu demokrasi talebini savunan toplumsal kesimler; eşit yurttaşlık, yerel demokrasi, kültürel çoğulculuk ve evrensel insan hakları temelinde farklı bir siyasal perspektif geliştirdi. Türkiye’de gerçek anlamda demokratik dönüşümün, büyük ölçüde bu üçüncü demokratik siyasal hattın güçlenmesine ve devletin kuruluşundan beri süregelen dışlayıcı ulus-devlet anlayışının aşılmasına bağlı.


Birinci bölümü buradan okuyabilirsiniz:

Geç Osmanlı’dan günümüze: Devlet sürekliliği, milliyetçilik ve demokratik dönüşüm sorunu (1)

 

Kaynakça

·Taner Akçam, From Empire to Republic: Turkish Nationalism and the Armenian Genocide, Zed Books, Londra, 2004.

·Taner Akçam, The Young Turks’ Crime Against Humanity: The Armenian Genocide and Ethnic Cleansing in the Ottoman Empire, Princeton University Press, Princeton, 2012.

·Fuat Dündar, Modern Türkiye’nin Şifresi: İttihat ve Terakki’nin Etnisite Mühendisliği (1913–1918), İletişim Yayınları, İstanbul, 2008.

·Ayhan Aktar, Varlık Vergisi ve “Türkleştirme” Politikaları, İletişim Yayınları, İstanbul, 2000.

·Erik Jan Zürcher, Turkey: A Modern History, I.B. Tauris, Londra, 2004.

·Erik Jan Zürcher, The Unionist Factor: The Role of the Committee of Union and Progress in the TurkishNational Movement 1905–1926, Brill, Leiden, 1984.

·Hans-Lukas Kieser, Talaat Pasha: Father of Modern Turkey, Architect of Genocide, Princeton University Press, Princeton, 2018.

·Baskın Oran (ed.), Türkiye’de Azınlıklar: Kavramlar, Lozan, İç Mevzuat, İçtihat, Uygulama, İletişim Yayınları, İstanbul, 2004.

·Rıfat N. Bali, Cumhuriyet Yıllarında Türkiye Yahudileri: Bir Türkleştirme Serüveni (1923–1945), İletişim Yayınları, İstanbul, 1999.

·Sait Çetinoğlu, Süryaniler: Sürgün ve Yoksullaştırma, Belge Yayınları, İstanbul, 2009.

·David Gaunt, Massacres, Resistance, Protectors: Muslim-Christian Relations in Eastern Anatolia during World War I, Gorgias Press, Piscataway, 2006.

·Uğur Ümit Üngör, The Making of Modern Turkey: Nation and State in Eastern Anatolia, 1913–1950, Oxford University Press, Oxford, 2011.

·Murat Bardakçı, Talat Paşa’nın Evrak-ı Metrukesi, Everest Yayınları, İstanbul, 2008.

·Raymond Kévorkian, The Armenian Genocide: A Complete History, I.B. Tauris, Londra, 2011.

·Şükrü Hanioğlu, Preparation for a Revolution: The Young Turks, 1902–1908, Oxford University Press, Oxford, 2001.

·Şükrü Hanioğlu, Atatürk: An Intellectual Biography, Princeton University Press, Princeton, 2011.

Bitti.

TOP