david-vergili-makaleler
SABRO

Bir yok edilmenin düşündürdükleri ve ötesi

Tam bir sene önce, 11 Ocak 2020 tarihinde, Şırnak'ın Beytüşşebap’a bağlı Kovankaya köyünde yaşayan, İstanbul Keldani Katolik Kilisesi Ruhanisi Remzi Diril’in anne ve babasından haber alınmadığı bilgisi kamuoyuna yansıdı.

Aynı günlerde köyü ziyaret eden Peder Diril, anne ve babasının evlerinde olmadığını fark ediyor ve çevrede yapılan aramalar sonucunda yetkilileri bilgilendiriyor ancak günümüze dek hiçbir somut bilgiye ulaşılamıyor.

Köyde yaşayan üçüncü şahsın ifadeleri ise olayın iç yüzünün aydınlatılmasına olanak vermedi. Bu arada, dosyaya gizlilik kararı getirildi ve kamuoyunun bilgiye ulaşması da bu şekilde engellendi.

Şimuni Diril’in cansız bedeni aynı yılın Mart ayında köye yakın bir dere kenarında bulundu. Şu an itibariyle, otopsi raporu sonuçlarına göre ise Şimuni Diril üzerinde kurşun izlerine rastlandı. Bununla olayın sadece bir yönü açıklığa kavuşurken, olayın kim ve kimler tarafından gerçekleştirildiği ise bir muamma. Diğer yandan, Hurmüz Diril ise hala kayıp.

Bu iki insanı kim alıkoydu?
Cinayeti kim ve kimler işledi?
Hurmüz Diril nerede?
Muhtemelen en önemli soru da, yetkililer neden suskun ve neden gerekli arama çalışmaları yapılmamaktadır?

Yaşanan bu vahim olayın detayları bilinmemekle beraber, özellikle son yıllarda yüzünü tekrar ülkeye çeviren Süryani toplumu açısından bir kırılma noktası oluşturmakta. Bu, Turabdin bölgesine yapılan geri dönüşleri de sekteye uğratacak bir gelişmedir. 2000’li yıllarda başlayan normalleşme ve barış süreci, Süryaniler arasında da heyecan yaratmış ve kısa süre içerisinde bölgeye temelli dönüşler gerçekleşmişti.

Köyler, kiliseler ve manastırların restore edilmesiyle, yaz aylarında Turabdin’in her köyünde Süryanilere rastlamak mümkündü. Daha sonraları neredeyse her köyde yaşanan mal mülk davaları, saldırılar, Mor Gabriel Manastırı arazilerinin davası, bölgedeki mülklerin Diyanet ve Hazine’ye devredilmesi, Mor Yakup Manastırı Rahip Aho’nun tutuklanması (duruşması 26 Ocak’ta görülecek) yaz aylarında yaşanan orman ve arazi yangınları, Ayasofya kararı ve son olarak Diril çiftinin kaybettirilmesi Süryaniler arasında büyük bir infilak, üzüntü ve kaygı yarattı.

Azınlıklara karşı nefret söylemi, milliyetçi, islamcı dil ve söylemin artarak zemin bulması, Süryanileri kaygılandırmaktadır. Bütün bunlar arasında yaşanan Diril çifti olayı, devlet yetkililerinin ilgisizliği ve kayıtsızlığı ayrıca bir düşünülmelidir.

Kovankaya köyünde yaşanan her ne kadar lokal bir olay gibi algılansa dahi, Süryaniler arasında ve gerçekliğinde daha ağır bir sorunu ortaya çıkarmaktadır. 2003 Irak işgali ile başlayan düzensizlik, siyasi ve askeri boşluk, islamist devlet dışı örgütlerin alan kazanması, özellikle Ninova Ovası ve büyük şehirlerde Süryanilere karşı gerçekleşen saldırılar, son olarak IŞİD’in Ninova Ovası ve Suriye’deki toprak işgali, Süryaniler arasında travmaya ve geçmiş acıların tekrar su yüzüne çıkmasına neden oldu.

Orta Doğu genelinde yaşanan her çatışma ve savaşta ilk hedefler arasında bulunan savunmasız gruplar gibi Süryaniler de çareyi üçüncü ülkelerde aramaya koyuldu. Irak ve Suriye’de yaşanan saldırı ve cinayetlerin etkisi bütün Süryaniler arasında ağır bir şekilde yankı bulmaktadır. Şırnak’ta Diril çiftinin kaydettirilmesi ve devletin ilgisizliğini de bu çerçevede değerlendirmek gerecektir. Neticede, savunmasız grupların, etnik ve dinsel azınlıkların yaşadığı hep yanlarına kalmaktadır.

Devlet kurumlarının içinin boşaltıldığı, muhaliflerin, aktivistlerin, gazetecilerin ve siyasilerin hedef gösterildiği, haksız bir şekilde tutuklandığı, gerçekliğin kaybolduğu, gayrimüslim toplumların içine kapandığı ve sustuğu bir ortamda, Hrant Dink, Tahir Elçi davalarının akibeti ortadayken, Diril çiftinin yaşadıklarının ortaya çıkmasını beklemek ayrıca zor bir iş. Ancak, bütün bunlara rağmen, gerçeklerin ortaya çıkmasını talep etmek ve yetkilileri göreve çağırmak da hakkımızdır.

Evet,
Şimuni Diril’i kim öldürdü?
Hurmüz Diril nerede?

TOP