Aydin-Gabriel-Makaleler
SABRO

ABD ile yeni dönem…

Türkiye’deki basının bir bölümü, Amerika’da yaşanan yönetim değişikliği nedeniyle büyük bir sevinç yaşıyor ve bunu da manşetlerine taşıyarak halka ulaştırmaya çalışıyor. Sebebi de yeni ABD Başkanı Joe Biden'ın ülke yönetimi konusunda yaptığı seçimler. Yaşadıkları sevinci okuyucu/izleyicileriyle paylaşmaya çalışan bu medya kesimine göre Biden’ın göreve getirdiği ABD Hazine Bakanı Janet Yellen'ın özel kalem müdürü Türkiye kökenli Didem Nişancı’imiş.

Aslına bakarsanız, ben bu Türkiye basınını anlamakta zorlanıyorum. Aynen günümüzde yaşadıklarımız gibi. Sadece Amerika’da değil, dünyanın her herhangi bir ülkesinde Türkiye kökenli bir insan orada, ülke yönetiminin herhangi bir kademesinde göreve başladığında, burada sevinç naraları atılmaya başlanır. Ancak aynı çevreler, Türkiye’de başka bir ülkenin de vatandaşı olan birisi bir göreve geldiğinde kıyameti koparır, demediklerini bırakmazlar.

Kısacası her durumda “çifte standart”ın alasını herkesin gözüne gözüne sokmakta üstümüze yoktur. Sonra da “çifte standart” uyguluyorlar diye başkalarından şikâyet ederiz. Neyse biz konumuza dönelim.

Evet, ABD’nn yeni başkanı Joe Biden, önümüzdeki süreçte birlikte çalışacağı ABD yöneticilerini yavaş yavaş ortaya çıkarıyor. Amerika’nın dünya üzerindeki etkisi nedeniyle de birçok ülke ortaya çıkan bu yönetici profiline bakarak, gelecekte Amerika ile nasıl yol alabileceklerini belirlemeye çalışıyor.

Ortaya çıkan ABD yönetim profiline bakıldığında geleceğe ilişkin en çok kaygı duyan ülkelerin başında herhalde Türkiye geliyor. Çünkü Türkiye basınının Didem Nişancı üzerinden attığı sevinç naralarının aksine yönetime getirilen birçok insanın geçmişteki karar ve çalışmaları Türkiye’nin başını çok ağrıtmıştı. Ki bu kişiler o dönemde bu kadar etkili de değillerdi.

Mesela Senato Genel Kurulunda yapılan oylamada, ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı olması, 22'ye karşı 78 oyla kabul edilen Antony Blinken. Uzun yıllar Joe Biden ile çalışan ve Obama döneminde Dışişleri Bakan Yardımcılığı görevini yürüten Blinken, bir süre önce Türkiye'nin, Rusya'dan S-400 hava savunma sistemleri alımını 'kabul edilemez' olduğunu ifade etmişti. Blinken, Türkiye’ye yönelik yaptırımların da gözden geçirileceğini söyleyerek arttırılabileceğinin sinyalini vermişti.

Aslına bakarsanız, Türkiye’nin önümüzdeki süreçte Amerika ile büyük sorunlar yaşayacağının ilk belirtisi Biden’ın, Ortadoğu ve Kuzey Afrika temsilcisi olarak Brett McGurk’u atamasıyla ortaya çıkmıştı. Bush, Obama ve Trump dönemlerinin üçünde de güvenlik konularında çalışan bir diplomat olan McGurk, Türkiye tarafından beğenilmeyen ABD’nin Suriye politikasının belirlenmesinde de belirleyici bir role sahipti.

Biden ile dört bakanın yönetiminde çalışan nadir bürokratlardan bir olan McGurk, bu yüzden Ankara tarafından hiç sevilmiyor ve “PKK/YPG’nin hâmisi” olarak görülüyor. Ancak, 2015 yılında atandığı IŞİD’le Mücadele Koordinatörlüğü döneminde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Hamas’a destek olmakla hatta IŞİD’in öldürülen lideri Ebu Bekir el Bağdadi’yi korumakla suçlayan McGurk, Türkiye’deki bu olumsuz algısına karşı ABD’deki yönetim çevreleri tarafından “IŞİD’in işini bitiren ama Trump’ın gazabına uğrayan” bir uzman olarak görülüyor.

İşte Trump yönetimi tarafından 2019 yılında istifaya zorlanana bu kişi bugün çok daha üst düzeyde bir yetki ve geniş bir alanda göreve getiriliyor. Ki bu alanlar da Türkiye’nin varlık göstermeye çalıştığı Libya’dan Mısır’a, İsrail-Filistin sorunundan Hamas ve Hizbullah’a, Türkiye ve Rusya’nın Suriye’deki varlığından Irak’taki politikalara ve tabi güney-doğu Akdeniz’e kadar. Kısacası günümüzde Türkiye’nin sorun yaşadığı-politika oluşturmaya çalıştığı her yerde karşılaşacağı ilk Amerikalı yetkili artık “Ankara düşmanı” McGurk.

Tabi Türkiye’nin ABD yönetiminde yer alan, yardım beklediği tek kişi Didem Nişancı olmadığı gibi, düşman olarak gördüğü ve sevmediği tek kişi de McGurk değil. Lakin ABD Başkanı Joe Biden’ın daha önceki söylemlerine ve işbaşına getirdiği yöneticilere baktığımızda, Erdoğan yönetiminin şu andaki politika ile çok zorlanacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Son bir söz; sıkışma ve zıtlaşma anında politika değişikliğine gitmek zorunda olanlar, borç verenler değil, borç alanlardır. Türkiye’nin de maalesef çok büyük bir borcu var. Gerisini siz düşünün. Hani derler ya; “yazın yediğin hurmalar kışın … tırmalar” ve maalesef Türkiye’nin günümüzdeki durumu bu.

TOP