SABRO

Ne Mutlu İnsanım Diyene!

Andımızla ilgili tartışmalar son günlerde yeniden ve sık sık gündeme gelmeye başladı. Muhafazakâr ve milliyetçi kesimler, bu çizgideki partiler, dernekler, sendikalar, gazeteler, televizyonlar ve bazı Sivil Toplum Kuruluşları andımızın okullarda yeniden okutulması için bir hayli çaba harcamaya başladılar.

Antla ilgili küçük bir araştırma yaptığımızda; Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip tarafından yazılan metnin ilk defa 1933 yılının 23 Nisan kutlamaları sırasında bizzat kendisi tarafından Ankara'da bir törende toplanan çocuklara hep bir ağızdan söylettirilmiştir.

1933 yılında yazılan ant şu şekilde idi;
Türk'üm, doğruyum, çalışkanım.
Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak,
yurdumu, budunumu özümden çok sevmektir.
Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Ancak bu metin 1972 de yeniden düzenlenir ve şu hale getirilir;
Türk'üm, doğruyum, çalışkanım.
Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak,
yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm yükselmek, ileri gitmektir.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Ey bu günümüzü sağlayan, Ulu Atatürk:
açtığın yolda, kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta
hiç durmadan yürüyeceğime ant içerim.
Ne mutlu Türk'üm diyene.

Görüldüğü gibi 1933 yılındaki metin içerisinde yer alan “Budun” kelimesinin yerine 1972 de “millet” olarak okutulur. 1997 yılında ise “yasam” yerine “ilkem” sözcüğü yer alır ve şu hale getirilir;
Türk'üm, doğruyum, çalışkanım,
İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak,
yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.
Ey Büyük Atatürk!
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Ne mutlu Türk'üm diyene!

Çözüm süreci kapsamında yapılan yasal değişikliklerle, 2013'te Türkiye'de okullarda Andın okunması uygulamasına son verildi.

2013 yılında andımızla ilgili tartışmalar sürerken Andımızın kaldırılacağını tahmin etmemiştim ama yeniden düzenlenir diyerek kendim yazmaya karar verdim. Nasıl olsa kaldırılmayacak düşüncesiyle en azından bütün insanlığı, doğayı, çevreyi konu alan şu andı bir milletvekili aracılığıyla TBMM ye gönderdim;

NE MUTLU İNSANIM DİYENE!

İnsanım, doğruyum, temiz ve çalışkanım.
İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak,
Dünyayı ve bütün insanları çok sevmektir.

Hedefim; yükselmek ve başarılı olmaktır.
Ey bilim insanları! gösterdiğiniz yolda,
durmadan ilerleyeceğime, söz veriyorum.

Varlığım; kendime, barışa ve sevgiye armağan olsun.
Ne mutlu din, dil, renk, cinsiyet ayrımı yapmayana!
Ne mutlu bütün canlıları koruyana, sevene!
Ne mutlu insanım diyene!

***

Andımızın kaldırılması yerinde ve olumlu bir karardı. Her sabah karda kışta sıcakta yağmurda çocukların sıraya geçirilmesi ve okutulmasının 90 yıl boyunca bir etkisinin olmadığı artık kanıtlanmıştır. Doğruyum demekle, çalışkanım demekle, mutluyum demekle bir şeyin değişmediğini herkes gördü. Türk olmayan çocuklara her sabah bu andın okutulmasının vicdani bir yönü de yoktu zaten. Üstelik bazı okul idarecileri okula, sınıfa geç gelen çocuklara ceza olarak ta andımızı okutuyorlardı.

Yani aslında andımız yarar yerine artık zarar getiriyordu. Bu yüzden bence ısrar gereksizdir.

TOP